22 Eylül 2014 Pazartesi

Golden Rose Jolly Jewels 112 Oje

Golden Rose Jolly Jewels serisi için ''yıldızlar kadar parlak, gökkuşağı kadar renkli, bir mücevher gibi göz alıcı tırnaklar yaratır.'' demiş. Bu seri sürme, temizleme açısından biraz zor olsa da en sevdiğim Golden Rose serilerinden biri. 
Şeffaf taban içerisinde lila rengi, gümüş ve altın simler, pullar içeren bir oje.  

Jolly Jewels serisinde kullandıklarım arasında en sevmediğim bu oje oldu. Bana göre fazla soğuk tonlu bir oje, ellerime yakıştıramadım. Yine de emin olmak için bir çok kez denedim, yok ısınamadım bir türlü. Kuruması hızlı. Ben kullanmadım ama üstüne top coat geçerseniz hem parlak görünüyor, hem pulları takılıp düşmüyor. 
Çıkarması zor, folyo yöntemi ile çıkarıyorum mutlaka.


20 Eylül 2014 Cumartesi

Mekan Önerisi; ''Ege'den Eşsiz Lezzetler'' Cunda Balık - Bostancı

Cunda Balık Bostancı'da bir ara sokakta. Bir gün Marmaris'te yaşayan Abim götürene kadar varlığından habersizdim. Bizlere İstanbul'da Cunda mutfağı sunuyorlar.
Mezeleri gerçekten şahane. Ben açıkçası çoğunlukla deniz ürünleri yemeden mezeler ve ara sıcaklarla doyuyorum. Ne yapayım, çok lezzetliler ama :)
Meze çeşitleri oldukça fazla. İnternet sitesine baktığımda 70-75 çeşit olduğu yazıyor. Ege otları olsun, deniz ürünleri olsun bir sürü seçenek var. Bu 2. gidişim. İlk gittiğimde ahtapot salatası, karides güveç v.s. yemiştim. Bir de yukarıda görmüş olduğunuz deniz mahsullu pazı dolmasını yemiştim. Tadı öyle bir damağımda kaldı ki, 2. gittiğimde yine istedim. Gerçekten çok çok çok müthiş birşey. 
Balıklar Ayvalık'tan günlük olarak geliyormuş. 
Yemek konusunda çok iyi olan bu mekanın da kusurları var tabi, öncelikle kusur değil ama olsa iyi olurdu dediğim manzara eksikliği. Şöyle bir deniz manzarası olsaydı fena olmazdı. İç mekan olarakta biraz dar ve çok kalabalık olduğunda iç içe, alt alta üst üste bir hava oluşuyor. Bir de fiyatlar biraz yüksek. 
Balık lokantasında sufle (Volkanik diye geçiyor)  yiyen ilk benimdir herhalde ama ne yapayım canım çekti :)
Balık, meze v.s. seviyorsanız tavsiye ederim.
İncelemek isterseniz web sitesi: http://www.cundabalik.com.tr/

17 Eylül 2014 Çarşamba

Makyaj Temizleyiciler Arasında Bir Fenomen; Bioderma Sensibio H2O

Neredeyse kullanmayanın kalmadığı, yorumlara bakılırsa çoğunlukla memnun kalınan bir ürün olan Bioderma Sensibio H2O'yu sonunda ben de deneyebildim. Sıra geldi yorumlamaya.
Bioderma Sensibio H2O, hassas ciltler için durulama gerektirmeyen temizleyici, makyaj çıkarıcı ve yatıştırmaya yardımcı misel solüsyondur. Ciltteki makyajı, birikintiyi ve kirleri nazikçe giderir. Aktif yatıştırıcı salatalık ekstresi, ciltte tahriş oluşmasının önlenmesine destek olur. Göz çevresi ve yüzde yüksek toleransa sahiptir.
Parfümsüz formüle sahiptir. Alkol ve phenoxyethanol içermez.
Sensibio H2O'yu uzun zamandır merak ediyordum. Yaz başı gibi bir kampanyadan faydalanıp aldım ve bir süredir de kullanıyorum. Bugüne kadar hakkında olumlu-olumsuz bir sürü yorum okuduğum için uzun süre kullanıp, iyice analiz edip yazmak istedim.
*Bioderma Sensibio H2O'nun en büyük avantajı yüz, göz ve dudak makyajını çıkarmak için kullanılabilmesi. Bugüne kadar hep göz ve yüz için ayrı temizleyiciler kullandığım için benim için devrim gibi oldu :) Gerçekten çok pratik. Fakat bu aynı zamanda ürünün su gibi kullanılıp kolay bitmesine de yol açıyor, sürekli makyaj yapıyorsanız hem en büyük boyu almanızı hem de indirim yakaladıkça stoklamanızı tavsiye ederim.
*Yine daha önce kullandığım göz makyajı temizleyiciye göre değerlendirirsem, çabuk sabitlenen, kolay akmayan eyeliner ve bazı mascaraları zor çıkarıyor. Waterproof ürünler kullanmıyorum ama sanırım bu tarz ürünleri bir çırpıda temizlemek mümkün olmayacaktır. Fakat ben bir kaç ürün haricinde göz makyajı temizlemekte çok zorlanmadım. Disk pamuklara döküp 10 sn. kadar gözüme hafifçe pamukla bastırdım, çok fazla ovalamadan makyajımı temizledi. Bu anlamda önceki temizleyicilerime göz çevremde yağlı bir kalıntı bırakmayarak fark attı diyebilirim. Bu benim için önemli bir ayrıntıydı, çünkü bazen yorgunluktan göz makyajımı sildim ve yıkamadan hemen yattım. Ama yağlı bir kalıntı bırakan temizleyicilerde yıkamadan yatmam mümkün olmuyordu. 
*Bu arada kullandığım ilk su şeklinde temizleyici, bunu da belirteyim. Fakat aynı dönemde başka bir markanın daha misel solüsyonunu kullandım. Ona göre düşünürsek kokusuz olması da başka bir avantajı. Ayrıca paraben ve alkol içermiyor.
*Cilt makyajı temizlemede çok başarılı. Kat kat yaptığım makyajları bile az bir pamuk ile kolayca çıkarıyor. Ciltte tahriş, kızarıklık yapmıyor. Ferahlatıcı bir etkisi de var cilt için. Kullandıktan sonra mutlaka yüzümü cildime uygun bir temizleyici jel ile de yıkıyorum mutlaka. 
*H2O'nun 100 ml., 250 ml ve 500 ml ambalajları mevcut. Bende ki 250 ml. Yuvarlak pembe kapaklı şişesini de sevimli buluyorum. 
*250 ml. için değişken fiyatlar olmakla birlikte genel olarak 45-50 TL arası fiyatlarla satılıyor. İndirimleri takip ederek daha uygun fiyata almak mümkün. Ben yaz başında Photoderm Güneş Kremi ile birlikte hediye verilen bir set ile almıştım. Bittiğinde sık sık yapılan 500 ml 1+1 kampanyalarından tekrar almayı düşünüyorum.

15 Eylül 2014 Pazartesi

Bir İstanbul Masalı #2

Genelde dış mekan, manzara fotoğrafları paylaşırdım bu seride. Ama bu aralar tadilat ve yenilik nedeni ile sürekli İkea'daydım. Paylaşmadan geçemedim. İkea'nın çiçek bölümü çok güzel ki :) 
Diğer bir sevdiğim bölüm mumların olduğu bölüm. Mis gibi kokuyor burası :) 

Cevahir'in içinde bulunan Değirmen Cafe'yi seviyorum. Gittiğimde o kadar sessiz ve sakindi ki uzun uzun kitap keyfi yaptım. 
Ve ha yağdı ha yağacak bir günden köprü manzarası... 

13 Eylül 2014 Cumartesi

Dekoratif (Bambu) Kokuları Sevenlere; Bargello Dekoratif Kokular - Fresh

Bambu insanların en çok kullandığı bitkilerden biridir. Özel yapısı ile emici bir dokuya sahiptir. Bu emici hücreler hava ile temas ettiğinde içinde barındırdığı sıvıyı ortama bırakır ve özel formülü ile ortama yayılan koku uzun süre kalıcı olarak kendini hissettirir.
Bambu kokumuzun özel bambu çubuklarını ters çevirerek ortama yaydığı kokuyu arttırabilir ve ortamı tazeleyebilirsiniz. 
* Size en uygun koku seviye oranını çubuk sayısını azaltarak veya arttırarak belirleyebilirsiniz.
* Çubukları haftada bir kere ters çevirmenizi tavsiye ediyoruz.
* Ortalama 30 gün boyunca bulunduğu ortama koku yayar.
İnstagramdan takip edenler bilirler, yakın zamanda bir banyo tadilatı yaptırdık. Banyomuz yenilendikten sonra da misler gibi koksun istediğimizden kokulu dekoratif ürünler arayışımız başladı. Artık bir çok markada bu şekilde bambu / çubuklu / dekoratif koku mevcut. Fakat Bargello koku -en azından benim daha önce kullandıklarıma göre - fark yaratıyor, öne çıkıyor.
Daha önce 2 değişik markadan dekoratif kullandık. Bir tanesi ilk açtığımızda sadece bulunduğu ortamı değil tüm evi misler gibi kokuttu. Fakat bambu çubuklar şişe içerisindeki kokuyu 1 haftada tüketti, 10 gün sonra çubuklar hiç koku vermez oldu. Diğerinin de kokusu yok gibi bir şeydi, elinize alıp koklarsanız kokusunu farkedebiliyordunuz.
Bargello'nun farkı, tadilatımız biteli 1 aydan fazla olmasına rağmen hala koku veriyor olması ve kokusunun oldukça kalıcı olmadı. Bende ki fresh olan hafif limonlu gibi çok güzel kokuyor, gerçekten fresh bir koku. Banyoya her girişimde kokusunu alıp mutlu oluyorum. Şişesini de şık buluyorum. 
Bambu çubukları arada bir ters-düz etmek gerekiyormuş, ben bunu yakınalrda öğrendim. Gerçekten çok işe yarıyor. Eğer çubuklu kokular kullanıyorsanız arada bir çubukları ters çevirmeyi ihmal etmeyin.
Bargello'da dekoratif kokular için bir çok koku seçeneği mevcut. İsterseniz mağazalardan isterseniz Bargello'nun internet sitesinden de alabilirsiniz.
Mis kokulu günler diliyorum :)


11 Eylül 2014 Perşembe

Okudum; Numaran Bende Var - Sophie Kinsella

Aşık mıyım? Bilmiyorum. 
Beni sevip sevmediğini bilmiyorum. 
Onu sevip sevmediğimi bilmiyorum. 
Tek diyebileceğim, aklımdan hiç çıkmayan tek ki şi o. 
Duymak istediğim onun sesi. Görmeyi umduğum onun yüzü.
Bravo bana! Kaybettim :( 
Şu dünyada kaybetmemem gereken tek şeyi kaybettim. Nişan yüzüğümü! Magnus'un üç nesillik aile yadigarı. 
Ve şimdi, tam da annesiyle babasının döndüğü gün kaybettim. Kaybetmek için o günü buldum. Derin derin nefes al, Poppy. 
Olumlu düşün :) 
Bir hayır yemeğinde kızlarla iki kadeh şampanya devirdikten sonra Poppy'nin hayatı bir anda tepetaklak oldu. Yalnızca nişan yüzüğünü kaybetmekle kalmadı, arkasından yaşanan panikte cep telefonundan da oldu. Titrek bacaklarla otelin lobisinde dört dönerken, bir çöp kutusunda terk edilmiş bir telefon buldu. E, mal bulanındır demişler! Artık otele bir numara bırakabilirdi. Kaderinde vardı demek ki! 
Tek sorun şuydu ki, telefonun sahibi işadamı Sam Roxton, onunla aynı fikirde değildi. Cep telefonunu geri istiyordu ve Poppy'nin, tüm mesajlarını okumasından ve özel hayatına burnunu sokmasından hiç hoşlanmamıştı. Üstüne üstlük yüzüğü bulana kadar Poppy'nin tek elle idare etmesi gerekecekti! Düğün hazırlıkları, Sam'in geçici asistanlığı vazifesi ve başına bizzat açtığı türlü belalar yüzünden işler iyice karışacaktı.
Son dönemde epey Marian Keyes ve Sophie Kinsella kitabı okudum. İkisini de seviyorum ama Sophie Kinsella'yı daha çok seviyorum. Kitapları kesinlikle çok eğlenceli, okurken kahkahalar atıyorum.
Konusuna gelirsek kahramanımız Poppy düğününe az bir zaman kala bir partide aile yadigarı nişan yüzüğünü kaybeder. Otelde yana yakıla yüzüğünü arar, çöplere dahi bakar. Bu arada otelin dışına çıkıp telefon ile konuşmak ister ve o arada telefonunu çaldırır. Otele yüzüğünü bulduklarında aramaları için bir cep telefonu numarası bırakması gerekmektedir. Bu arada çöp atılmış bir cep telefonu görüyor ve telefona el koyuyor. Telefon ise otelde toplantıda bir şirketin kafası bozulup işi bırakan yönetici asistanlarında birine aittir. Telefon Sam Roxton'un asistanınındır ve  çok öenmli mesajlar ve mailler geldiği için telefonu geri istemektedir. Poppy ise yüzüğü bulunana kadar telefonu geri vermek istemez ve böylece ikili arasında telefon mesajlaşmaları başlar.
Çok eğlenerek okudum, kahkahalar attım. Bu tarzı sevenler ve henüz okumayanlar mutlaka okumalı.

9 Eylül 2014 Salı

Orly Rock On Red Oje

Orly ojeleri çok merak ediyordum ama genelde online oje almayı sevmem. İlla ki renklerini görüp seçeceğim. Fakat her yerde satılmıyor, bu yüzden bir türlü deneyememiştim. En son Marmaris'te bir eczane de satıldığını görünce denemek için bu rengi aldım hemen. 
Alırken ismine bakmadım, sadece aa ne güzel bir pembeymiş diye aldım. Kullanırken de sürekli ben mi yanlış değerlendiriyorum dedim, tek kat, 2 kat uyguladım ama yok. Kırmızı değil bu oje, pembe de değil ama :) Cilt rengine göre farklı dursa da ben de tek katta pembe, 2. katta kırmızı alt tonlu bir pembe.  
Oldukça yoğun kıvamlı, krem yapıda bir oje. Tek katta opaklaşıyor. Acelem varsa tek kat sürüyorum, ya da daha pembe bir görünüm istersem. 
Kesinlikle çok çabuk kuruyor. Yapısı o kadar yoğun ki, bu asla kurumaz demiştim ama beni şaşırttı. Ayrıca şişe tasarımını çok beğeniyorum Orly ojelerin. Gerçi yeni şişeler çıkmış ve ben onları hiç beğenmedim. Eski şişeler güzel.
Bu kadar olumlu özelliğin yanında maalesef çabuk soyulduğunu söyleyebilirim. Gün sonuna doğru tırnak uçlarından soyulmaya başlıyor. Ojeleri 1 gün kullananlar için. 
Ben geçen yaz 15TLye almıştım bu ojeyi. Şu an fiyatı ne kadar bilmiyorum ya da nerden alınabilir ama çeşitli online sitelerde 20 TL civarına satıldığını gördüm. 

7 Eylül 2014 Pazar

Real Techniques Allık Fırçası

Real Techniques Allık fırçası allık, bronzer, aydınlatıcı uygulamaları için kullanılabilecek bir fırça. Ben sadece allık sürmek için kullanıyorum bu fırçayı. 
Konik şeklinde sentetik ve oldukça yumuşak kılları var. Pigmentli allıkları uygularken hafif, doğal bir görünüm veriyor.  Aslında fazla renk vermeyen,  pigmentsiz allıkları da daha kolay ve belirgin uyguluyorum bu fırça sayesinde. Bir de sanki bu fırça ile uyguladığımda sanki daha çabuk sabitleniyor ve kalıcı oluyor allıklar.
Aslında olumlu özelliklerinin yanında olumsuz bazı şeyler de yaşadım bu fırçayı kullanırken; Uca doğru sivrilen, konik ve çok yumuşak kılları nedeni ile allığı yuvarlayarak sürmeye alıştığım için epey bir zorluk yaşadım. Uç kısım ile uygulama yapmak istediğimde beceremeyip kenar kısım ile sürüp dağıttım allığı bir süre. Deneye deneye elim alıştı ama bir süre sorun yaşadım bu konuda.
Bir Expert Face değil ama yine de aldığıma pişman olmadım bu fırçayı. Ve severek kullanıyorum. 
Artık bir çok yerde satılan Real Techniques Allık fırçasını ben Watsons'tan indirimli olarak 21 ya da 22TL gibi bir fiyata aldım. Değişik fiyat aralıkları ile satılıyor ama alacaksanız tavsiyem sık sık yapılan indirimleri takip edip uygun fiyata almanız olacaktır. Ayrıca online almak isterseniz LilaKutu'dan da alabilirsiniz. 

3 Eylül 2014 Çarşamba

Okudum; Yeni Başlayanlar İçin Suşi - Marian Keyes

Burnu büyük, kaltaklar kraliçesi, Londralı moda editörü Lisa Edwards, "şahane" terfisinin A kalite partiler, sosyete sayfalarında fotoğraflar ve sonbahar kreasyonlarına jetle uçarak yetişme gibi eylemler içereceğinden emindi.

Fakat bunun yerine, sürgün edildi, hem de tüm o Prada gardırobuyla birlikte! Ve nereye? Son derece şık-olmayan, Dublin moda dergisi Colleen'e baş editör olmaya. Editör asistanı Ashling Kennedy ise tam aksine, bulduğu yeni işle ayakları yerden kesilmiş geziyordu... Ta ki fahiş bedelin kime katlanmak olduğunu öğrenene dek: Lisa Edwards
Bu arada bir de Ashling'in en kadim, en sevgili kankası Clodagh "Prenses" Kelly vardı, ki kendisi gerçek bir sonsuza-dek-mutlu-yaşadılar başarısına sahip görünüyordu -ama nedense son zamanlarda öpecek bir kurbağa prens arayışındaydı. Bu üç birbirinden alakasız, eşit derecede doyumsuz kadının arasında bir bağ kurma ihtimali sıfır olabilirdi, tabii eğer 'Sibirya'nın magazinel versiyonu' Dublin dışında bir yerde yaşıyor olsalardı. Üstelik de bu bağı bir kurdular mı dünyayı dağıtacaklardı -özellikle de Colleen'in serseri havalı, melankolik, öldüren cazibe patronu Jack Devine da onlarla aynı kavşakta buluşunca.

"Keyes'in her romanı bir öncekinden iyi, yazarlık kariyeri hak ettiği yere hızla yükseliyor. Eğer bu kış sadece bir kadın romanı okuyacağım diyorsanız,
o zaman mutlaka bu roman Yeni Başlayanlar için Suşi olmalı."
UK Kirkus reviews

"Marian Keyes kendini-iyi-hisset romanlarının kraliçesi. Kalbinizi ısıtacak komedileri onu en ateşli,genç İngiliz yazar yaptı ve Keyes bir neslin sesi oldu."
Mirror

"Keyes'te her şey her zamanki gibi Üç kadın mutluluk peşinde " Library Journal

"Manan Keyes doğuştan bir öykü anlatıcısı. Hoş stiliyle hikâyesi, komedinin sevgi ve şefkatle kaynaştığı yerde sonlanıyor."
Independent
*************
Sevgili Koyu Kırmızı sayesinde bir sürü kitap okuduğumdan bahsetmiştim. Bu kitapta Tuba'cığımın kitaplarından. Kendisine ne kadar teşekkür etsem az.
Şehirli kadınların komik hikayelerini okumayı seviyorum. Farklı ülkeler, kültürlerde olsa benzer noktalar  oluyor mutlaka. 
Londra'da ünlü bir dergide çalışırken Amerika dergisi için terfi bekleyen Lisa Dublin'e sürülür. Zaten birlikte çalıştığı insanların sevmediği, huysuz biridir ve bütün öfkesini Dublin çalışanlarından çıkarmaya hazırdır. Ashling ise küçük bir dergide editördür, fakat işten çıkarılır. Özgüveni fazlaca düşük olan Ashling, ödemesi gereken ev kredisi olduğu için bulduğu bütün işlere başvurur. İngiliz yayın grubunun Dublin'de çok havalı bir dergi çıkaracağını öğrenip başvurur ve yardımcı editör olarak işe kabul edilir. Derginin yayın yönetmenin Lisa olduğunu bilmediği için sevinçten havalara uçmaya başlar.
Bir de Ashling'in tüm istediklerini elde eden şımarık, doyumsuz prenses arkadaşı Clodagh var hikayenin içinde. 
Tam bir kadın hikayesi. Birbirlerinin hayatlarını etkileyen üç kadının hikayesini okumak oldukça keyifli idi. Peşpeşe ağır kitaplar okumuş bir mola vermek istiyorsanız, tatile giderken, yolda, otobüste, şezlongda okuyayım diyorsanız tam size göre. Kafa dağıtmalık güzel bir kitap.