26 Ağustos 2016 Cuma

Mediwel Dudak Bakım Kremi

Dudakları kuru olup, yaz kış nemlendirmeye ihtiyaç duyanların yanından ayırmadığı ürünlerden biri de lip balmlar. Yanlarından ayırmadıkları gibi her yeni ürünü acaba daha iyi midir diye çabucak da denerler. Minnak ambalajı ve çeşitleri ile son dönemlerin popüler ürünlerinden biri de Mediwel Dudak Bakım Kremleri.  Mediwel Dudak Bakım Kremi nin vaatleri şöyle;  özel bitkisel içerikli formülü ile çatlamış ve yıpranmış dudaklarınıza sağlıklı bir görünüm kazandırır. Her mevsim bakıma ve korumaya muhtaç olan dudaklarınızı yazın güneşin yakıcı etkisinden, kışın ise soğuğun yıpratıcı etkisinden özenle korur. 
İçeriğinde shea yağı, e vitamini, beeswax, tatlı badem yağı, aloe vera yağı, aynı safa çiçeği yağı, Kakao çekirdeği yağı, zeytin yağı, sarı kantaron yağı ve daha sayamadığım bir kaç yağ daha bulunuyor. Hepsi de çatlaklar hatta daha ağır vakalar için iyileştirici etkiye sahip, nemlendiren yağlar. Kavun, muz, çilek ve tutti frutti olmak üzere 4 çeşidi var. 

Kış aylarında denemeye başlamıştım yaz aylarında özellikle de plaja giderken çantama atıp denize, havuza girip çıktıkça da tazeliyorum. Minik ambalajları çok sevimli, ayrıca çanta da taşımak için uygun. Dayanıklı ve sağlam bir ambalajı var. Tek kusuru parmakla uygulanması. Renkli değiller, şeffaf bir görünümü var. Hafif parlaklık veriyor dudağa. Aşırı kuruluk yaşamıyorum bu yüzden ben nemlendirmesini iyi buldum.
Kokuları harika (tadları da :D) Ben en çok muz ve tutti fruttiyi sevdim. Çilek ve kavun da güzel kokuyor tabi.
Instagram da Mediwel Dudak Bakım Kremleri ni paylaştıkça nereden bulunabileceği soruluyor. Ben sürekli gittiğim mahalle eczanelerinde bütün çeşitlerini görüyorum. İnternetten de alınabilir. 
Siz Mediwel Dudak Bakım Kremleri ni denediniz mi? En beğendiğiniz hangisi oldu?

***Basın ürünüdür, objektif yorumlarımı içerir. Mediwell'e hediyesi için teşekkür ederim.

19 Ağustos 2016 Cuma

Benim Gözümden / Son Zamanlarda #131

Loreal'in bu ruj serisini seviyorum.

Lancaster Tan Deepener tatilimin olmasa olmazı. Bitenin yerine yenisi mutlaka alınır.

Havuz keyfi mi o? :)


Yokluğunda çok kitap okudum vol. 1 

Yokluğunda çok kitap okudum vol. 12

Kitap kesmeyince ben de çarpı işine başladım. 

Orkidelerim çoştu :


Çarpı işi panomdan ilk görüntüler. Kerem bebeğin doğum panosu

Bitiyor :)

16 Ağustos 2016 Salı

Kontür Fırçası (Shein.com)

Bir önce ki alışverişler yazımda shein.com dan yaptığım alışverişimden bahsetmiştim. Bu alışverişte sepete son anda uzun zamandır istediğim kontür fırçasını da attım. Tabi bana ulaşana kadar fırçanın kalitesi ile ilgili de hiç bir bilgim yoktu.
Bu fırçadan önce daha küçük ve tok bir fırça ile kontür yapıyordum ve açıkçası pek beceremiyordum. Fakat bu kontür fırçası elime geçtikten sonra bir süre hiç yapmadığım kadar kontür yaptım, nerede ise her gün kullandım. Çünkü fırça güzel ve kullanışlı.

Fırça geniş yapıda ve sık kıllara sahip. Çok yumuşak değil ama sert de değil. Orta sertlikte kılları var. Kontür yapılacak elmacık kemiği altındaki kavisli kısıma oturuyor ve pratik bir biçimde kontür yapmayı sağlıyor. Likit ürünlerle hiç kullanmadım ama toz bronzerları ideal şekilde dağıtıyor. 

Aldığımdan beri defalarca yıkadım, kıl dökme, metalinin ya da sapının bozulması gibi bir durumla da karşılaşmadım. Sadece sık kılları nedeni ile diğer fırçalara göre biraz daha geç kuruyor.
Şu anda bu fırça Shein.com da mevcut değil ama Ali Express'ten çok uygun fiyata almak mümkün.

12 Ağustos 2016 Cuma

Alışverişler; Shein, Kadıköy (Lokal Mağazalar), Senem Organizasyon

Geçtiğimiz kış nedenini bilmediğim ama uzun süre beni süründüren bir hastalıkla mücadele ettim. Bu konuyu daha sonra detaylıca anlatacağım ama günlük en basit işler için bile büyük bir çaba sarfediyor ve en küçük bir harekette bile çok yoruluyordum. İşte o dönem de blog yazılarım azalmaya başladı. Aslında yazacak çok şey vardı ama yazmaya gücüm yoktu. Böylece ipin ucu bir kaçtı ve bu günlere kadar bir türlü toparlayamadım. Geçenlerde uzun zaman önce fotoğrafını çektiğim kontür fırçasını yazayım artık derken o fırçanın alışverişini ve daha bir sürü alışverişi eklemediğimi farkettim. Benim için önemli alışverişlerdi, o yüzden üzerinden biraz zaman geçmiş olsa da yazayım dedim.
Shein alışverişi. Aceleye getirmek, son dakikada yapmak hayat felsefem olduğu için iyice incelemeden yaptım bu alışverişi. Bluz ve kimono maalesef olmadı, küçük geldi. Kolye ve fırçaya bayıldım. Alışverişim 3 hafta gibi bir sürede bana ulaştı. 
Kadıköy'e yarım saatliğine bile gitsem alacak bir şeyler buluyorum. Bunlar da Kadıköy'de lokal mağazalardan aldıklarım.
Çarpı işi yapmayı ilkokulda öğrenmiştim. Son zamanlarda da çarpı işi panolar v.s. çok popüler olunca ben de yapayım dedim ama gidip malzemelerini almaya üşendiğimden online alışveriş ile aldım. Blogger arkadaşımız Senem bir süredir bu işleri yapıyor. Tam olarak ip v.s. satmıyor da düğün, kına, nişan, doğum günü  v.s. için organizasyon düzenliyor ya da gelin tacı, nişan hediyesi v.s. gibi binbir çeşit ürün tasarlıyor. Tuhafiyeleri de olduğu için bu şekilde ip, tığ, şiş, kasnak, iğne gibi siparişlerinizi verebiliyorsunuz. (Umarım halen öyledir:D) Ben de alışverişimi ordan yapmayı tercih ettim. Bu arada Senem'in Instagram hesabına mutlaka bakın.
Bunlar da aldıklarım. Uzun yıllardır, nerede ise 15 yıldır çarpı işi yapmamıştım. Buna rağmen çok güzel şeyler yaptım. Onları da çok yakında paylaşacağım.

7 Ağustos 2016 Pazar

Flormar Silk Satin SS07 (Mini Dress) Oje

Flormar Silk Satin serisini gördünüz veya kullandınız mı? Seride ki tüm renkler birbirinden güzel. Pastel tonlarında ki bu seri maalesef satıştan kaldırılıyor, şu sıra bir kaç rengi hala Flormar'ın web sitesinde satışta.
Ben Flormar Silk Satin serisinin ilk çıktığı günlerde bir kaç rengini edinmiştim. Kullanmak ve yorumlamak bugünleri buldu. Flormar bu seri ile ilgili ne demiş bakalım;
Doğal, pastel tonlarda geniş renk alternatifleri bulunan Flormar Silk Satin Nail Enamel, tırnaklarda ipeksi satenimsi bir görünüm oluşturur. İçerdiği özel sedefler ojeye eşsiz bir doku kazandırırken, kullanılan ileri teknoloji ve pratik fırça sayesinde bu ürüne kolay uygulama imkanı sunar. 
Seride ki tüm ojelerin ilginç isimleri vardı. Bende ki ojenin (numarası ve) ismi (SS07) Mini Dress. Taupe diye tabir edilen tonda, sanki griliği biraz daha ağır basıyor. En azından ben de daha grimsi durdu. 
Tek katta kapatıcılık sağlasa da ben 2. katı uyguladım. İlk sürdüğümde normal bir krem oje gibi göründü fakat kurudukça buzlu  bir görünüme kavuştu. Çok kolay sürülmüyor oje, fırça izi olmasın diye dikkatli uygulamak da fayda var. Kuruması orta. Genelde sedefli ojeler hızlı kuruyor ama bu oje çok hızlı kurumuyor maalesef. 

Çıkarırken zor çıkar diye düşündüm ama beni zorlamadı. Görüntü olarak çok temiz görünüyor tırnaklarımda, bu yüzden bu ojeyi çok sevdim.
Pastel tonlarında çok güzel renkleri olan bu serinin kaldırılmasına üzüldüm. Flormar maalesef çok sık koleksiyon ürünü çıkarıyor ve kaldırıyor. Koleksiyonlarda beğenilen tonları sürekli ojelerine ekleseler keşke.

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Kitap Önerisi; Okyanuslar Arasındaki Işık - M. L. Stedman

Tatilin son gününde başladığım, dayanamayıp hava alanı ve uçakta sonlarına kadar geldiğim, eve gelir gelmez gece yarısına kadar okuyup bitirdiğim bir önerim olacak size; Okyanuslar Arasındaki Işık
Indie Avustralya En İyi İlk Roman Ödülü ve En İyi Roman Ödülü 
Yılın En İyi Yeni Çıkan Kitabı, 
En İyi Edebiyat Kitabı ve En İyi Kitabı dallarında ABIA Ödülü 
GoodReads 2012'nin En İyi Tarihî Romanı 
2013 En İyi Kadın Roman Ödülü 

Tom Sherbourne, Çanakkale Savaşı'nda acı dolu dört yıl geçirdikten sonra Avustralya'ya döner ve kıyıdan yarım gün uzaklıktaki Janus Kayası'ndaki deniz fenerinde bakıcı olarak çalışmaya başlar. Genç, cesur ve sevgi dolu karısı Isabel'le evlilikleri ikisinin de kafasındaki gürültüyü susturup yıldızlar, dalgalar ve rüzgârın sesinden başka hiçbir şeyin olmadığı iki kişilik dünyalarında huzur bulmalarını sağlar. 
Bir gün, üç yılın ve üç düşüğün ardından, karısı bir bebeğin ağlamalarını duyar. Dalgalar, içinde genç bir adamın cesedi ile birkaç aylık bir bebeğin olduğu bir tekne getirmiştir. Çocuk özlemiyle dolu Isabel dualarının Tanrı tarafından kabul edildiğini düşünür. Yüreklerinin sesini dinleyip bebeği sahiplenmeye ve bundan kimseye bahsetmemeye karar verirler. Yıllar sonra gerçekler ortaya çıkmaya başlayınca aldıkları kararın hiç beklemedikleri sonuçları olduğunu anlarlar.
"Okyanuslar Arasındaki Işık inanılmaz büyük bir kayıp karşısındaki yalnızlık ve cesarete dair çok güzel bir roman. Okurken başımı kitaptan kaldıramadım ancak satırları da gözyaşlarımın arasından göremiyordum." 
-Maile Meloy-
"Karşı konulamaz ve çekici bir roman. İlk sayfasından bağlanacağınız özgün bir hikâye." 
-Sara Nelson, O, the Oprah magazine-
"M. L. Stedman beni neredeyse yüz yıl öncesinin ıssız bir adasına götürecek kadar iyi bir yazar. Bu romanda karakterlerden birinin acısının dinmesi diğerinin acısına sebep oluyor." 
-Monica Ali-
"Herkes tarafından okunmayı hak eden muhteşem bir roman." 
-Karen Brooks-
"İyi insanlar, trajik kararlar ve her ikisinde de bulunan güzellikler üzerine muhteşem ve yürek parçalayıcı bir hikâye." Markus Zusak, The Book Thief yazarı
"Dokunaklı bir öykü… Ağlamaya hazır olun." 
-New York Times-
"Aklınızdan çıkmayacak… Stedman daha en başından okuru duygu dolu kurgunun içine sürüklüyor. Olağanüstü ve unutulmayacak bir çıkış romanı." 
-Booklist-
"Sevgi ile kayba, doğru ile yanlışa ve en sevdiklerimizin mutluluğu için neler yapabileceğimize dair harika anlatılmış bir hikâye." 
-The Boston Globe-
"Birkaç ailenin kaderini ve büyük bir aşk hikâyesini konu edinen harika bir kitap. Stedman kırık kalplerle ilgili hikâyeyi gözyaşlarıyla yoğurmuş." 
-Ruhr Nachrichten-
"M. L. Stedman'ın sevgi ve suçluluk duygularını bir araya getiren yürek parçalayıcı kitabı çok başarılı." -Für Sie-
"Duygu yüklü bir roman. Stedman'ın çıkış romanı ileride pek çok başarılı romana imza atacağının bir işareti." 
-People-
(Tanıtım Bülteninden)

*Sayfa Sayısı: 360   *Baskı Yılı: 2014   *Yayınevi: Pegasus

Kitaba başlamadan önce aldığı ödüller hatta yorumlarla ilgili en ufak bir fikrim yoktu. Bütün yorumları ve ödülleri kitabı bitirdikten sonra gördüm. Kitap sana ne ifade etti derseniz, kaliteli eski dönem Türk filmi gibi, naif ve duygusal. Ayrıca filmi de çekilmiş, kesinlikle izlemem lazım bu filmi. Umarım kitapta ki tadı alabilirim.
Hikaye gerçek olaylardan yola çıkarak yazılmış. Kitap Tom Sherbourne'un, Çanakkale Savaşı'nda acı dolu dört yıl geçirdikten sonra Avustralya'ya dönmesi ve kıyıdan yarım gün uzaklıktaki Janus Kayası'ndaki deniz fenerinde bakıcısı olarak çalışmasıyla başlıyor. Tom'un Çanakkale Savaşı'nda yaşadıkları da ayrıntılı bir biçimde anlatılmış kitapta. Ama kitabın asıl konusu döndükten sonra başlıyor.
Tom deniz feneri bakıcısı olduktan sonra Isabel'le evlenmiş, Janus fenerinde insanlardan uzak huzurlu bir hayata başlamışlardır. Geçen 3 yılda üç düşüğün ardından, karısı  kayalıklarda bir bebeğin ağlamalarını duyar. Dalgalar, içinde genç bir adamın cesedi ile birkaç aylık bir bebeğin olduğu bir tekne getirmiştir. Çocuk özlemiyle dolu Isabel Tanrı'nın dualarını kabul ettiğini düşünür ve Tom'u da ikna ederek bebeğin bulunuşunu haber vermemeye karar verirler. Tom aslında hiç onaylamasa da karısının mutluluğu için bu oyuna devam eder, zaman geçtikçe de bebeğe bağlanırlar. Fakat yıllar geçtikçe gerçekler ortaya çıkmaya başlar ve bir anda Tom ile Isabel'in hayatı bir daha düzelmeyecek şekilde değişir.   
Anlatırken çok kuru kuruya anlatmışım gibi oldu, çünkü gerçekten insanın içine işleyen bir konusu var. Gerçek anne ortaya çıktıktan sonra Isabel'e mi gerçek anneye mi üzülsem ya da kızsam bilemedim. Isabel'in kızını yeniden alabilmek için söylediği yalanlar, Tom'un Isabel'e olan sevgisinden onun asılsız suçlamalarını kabul etmesi. Beni çok etkileyen bir kitap oldu. Kolay okunan, akıcı, güzel kurgulanmış bir kitap. Bu sıcaklarda hafif ama güzel ne okusak diyenlere tavsiyemdir. 

4 Ağustos 2016 Perşembe

Yves Rocher Elixir Gençlik İksiri 7.9 Serum

Yves Rocher Elixir Gençlik İksiri 7.9 Serum Yves Rocher'in kırışıklıklarla savaşmak için 7 değerli bitki ile 9 patentli formülün güçlerini birleştirdiği bir serum. Gençlik İksiri olarak tanımlanan bu serum gençliğinizin ışıltısını geri getirmeyi vaadediyor. Tabi benim orta yaşlarda biri olarak gençlik ışıltım henüz kaybolmuş değil :) Hafifçe bazı bölgelerde çizgilerim olsa da tam anlamı ile derin çizgi ve kırışıklıklarımda oluşmadı. Fakat bu tip serumların amacı oluşan kırışıklığı azaltmak değil sadece, kırışıklık oluşmasını da önlemek. Ayrıca cilt elastikiyetini arttırıp daha ışıltılı, canlı bir görünüm için 25 yaşından itibaren bu serum (ve diğer aynı özellikte ki serumlar) kullanılmaya başlanabilir.
 Elma Oligosidleri, Afloya Yaprağı, Yalancı İğde Özü, Yeşil Pirinç, Tara Çekirdeği ve Pancar gibi bitkisel içerikleri olan bu serum sabah-akşam kullanılabiliyor. Ben kış aylarında başladığım için sabah-akşam rahatlıkla kullandım ama havaların ısınması ile akşam kullanmayı tercih ettim. 

Yves Rocher Elixir Gençlik İksiri 7.9 Serum damlalıklı cam bir şişede. Damlalıklı ambalaj bana pek pratik gelmiyor ama pompalı bir şişeden daha iyi, en azından ne kadar kullandığımı, ne kadar kaldığını görüp son damlasına kadar kullanabiliyorum sevdiğim ürünleri.  Tüm cilt tipleri için uygun olan serum akışkan bir krem kıvamında, hafif bir kokusu var. 1-2 pompa tüm yüz için yeterli oluyor. Dokusu güzel, kolayca sürülüyor ve cilt tarafından emiliyor. Sabah-akşam temizlenmiş cilde göz çevresi hariç uygulanıyor, üstüne nemlendiricinizi sürüyorsunuz. Kullanmadan önce hafifçe çalkalamak gerekiyor. 
Cildi ilk uygulanmaya başladığı günlerden itibaren kısa sürede toparlayan, aydınlık ve ışıltılı bir görünüm veren, canlandıran güzel bir serum. Nemlendirmesi çok iyi, cildi yumuşacık yapıyor. Ayrıca akneye müsait bir cildim olmasına rağmen kullandığım sürede alerji veya akneye sebep olmadı. Karma cildim için serum kullanırken en büyük korkum bu oluyor, bazı kırışıklık karşıtı kremler ve serumlar çok ağır geliyor.
Ayrıca paraben içermeyen bu serumu ben çok beğendim. Yves Rocher Elixir Gençlik İksiri 7.9 Serumun fiyatı 139,90 TL. Fakat şu an stokta yok. Devamı olacak mı olmayacak mı bilgim yok ama eğer devamı olacaksa kış aylarında mutlaka tekrar kullanmak isterim.
Yves Rocher ürünlerini genel olarak beğendiğim bir marka. Blogumda ki diğer Yves Rocher ürünleri ile ilgili yorumları linkten görebilirsiniz.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Benim Gözümden / Son Zamanlarda #131 -Palamutbükü-

Bir önce ki Benim Gözümden / Son Zamanlarda yazımda Palamutbükü'nde kalmıştık. Kaldığımız yerden devam edelim;
Palamutbükü'nde gün batımı harika.

Merkezde ki plaj taşlı ama Palamutbükü'nde kumlu plajlar da mevcut. 


Sahil boyunca bu şekilde restoranların masaları sıralanmış. Bu restoranlar buradaki pansiyonların ve yolun karşısında da pansiyonlar var. Biz mavi-beyaz örtüleri ile kalbimizi çalan Olgun Kıyı Apart'ı tercih ettik.



Burası ufak bir köy, yapılaşma pek fazla yok. Tatil için gelenlerin çoğunluğu da her sene buraya gelenler, müdavimler yani.

- Ne harika bir yer burası!
Nereden buldun bu
Datça’yı?
- Elimle koymuş gibi buldum”
Can Yücel
Palamutbükü Datça'nın görülecek yerlerinden sadece biri. O kadar harika yerler var ki, mutlaka gelmeniz-görmeniz gerek.


M.Ö. 60'lı yıllarda yaşamış Yunan filozof Strabon, “Tanrı uzun ve sağlıklı yaşatmak istediği kullarını Datça’ya gönderir” demiş... 50'den fazla koyu, tertemiz denizi, Eski Datça'sı, yel değirmeni, balı, bademi, zeytini ile Datça'yı ölmeden önce görülecekler listenizin en başlarına almayı unutmayın. Zaten görünce bizim gibi buralarda yaşama hayali kurmaya da başlayacaksınız.

Kitap Önerisi; Koku - Patrick Süskind



Patrick Süskind'in, Almanya'da ilk yayımlanışında tam anlamıyla olay yaratan, aylarca liste başlarında kalan 'Koku' adlı bu romanı, gerçekte alışılagelmiş çok satarların oldukça dışında kalan, tarihsel boyutlarda kapsamlı bir toplum eleştirisini sergileyen bir kitap. Olay, 18. yüzyıl Fransa'sında geçer; kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille ise tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, salt kokulara karşı görülmedik ölçüde duyarlı ve istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katildir. Herkesin ve her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dahi olan Grenouille, kendi kokusunun bulunmadığını, onun bulunduğu yerlerde insanların insan kokusunu alamadıklarını anladığı gün, dünyasını da yitirir. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına onun için sanki insanmış izlenimini verebilecek kokular sürünmektir. Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş toplum tekini, kendi benliğinin dışında her şeyi yaratabilmiş dahiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde ancak bir Kafka'da görülebilecek bir insanlık trajedisinin simgesidir.

-Ahmet Cemal-


Uzun zamandır kitap önerisi yazmıyordum. Vakitsizlikten az okuyabilip kitapları uzun sürede bitirip bir de not almadığım için kitap önerisi yazmak beni zorluyordu. Fakat  Patrick Süskind'in Koku kitabını mutlaka yazmalıyım diye düşündüm.
Filmi de çekilen bu kitabın (ben izlemedim filmini) konusu çok değişik. Arka Kapak yazısında da belirtildiği gibi kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille kokulara karşı aşırı şekilde duyarlı ve bu konuyu saplantı haline getirmiş  fakat kendi kokusu olmayan biridir ve kokular için cinayet işlemekten kaçınmayan bir katildir. Kitap 18. yy Fransa'sını, sokaklardaki kokuları ve istediği kokuları üretmek için cinayet işleyip bunlardan kokular üretildiğini öyle tasvir etmiş ki , o anlatımla o kokuları hissedip bir süre koku kavramı midemi bulandırdı açıkçası. Benim gibi koku duygusu gelişmiş ve her şeyi koklamayı seven, güzel kokuların mutlu ettiği biriyseniz, okuduğunuz kitabı bile koklamadan okuyamıyorsanız bu kitapla işiniz zor. Gerçekten nefes almak istemedim bir süre :) Mesela bu burunla o dönemin Fransa'sında (ya da herhangi bir yerinde) yaşamak istemezdim. 
Başlangıçta betimlemeler, tasvirler nedeni ile sıkıcı gibi geliyor, kasvetli bir kitap. Fakat okurken her anlatılanı, tasvir edeni kafanızda hayal edip, kokuları duyup kitaba kapılıyorsunuz. 
Jean-Baptiste Grenouille kendi kokusunun olmadığını farkedince hatta insanlarında bunu farkettiğini anlayınca, koku tutkusu yüzünden önce parfümcülüğü öğrenir. Sonra da insanların kendilerine has özel kokuları olduğunu ve asıl önemlisinin bu olduğunu anlar ve bu kokular için katil olur. Öldürdüğü insanların derilerinden kendi kullanmak üzere parfümler yapar. 
Tanıdığım bir çok kişinin hem kitabını okuyup hem filmini izlediğini öğrendim. Filmden çok etkilenmeyip, kitap daha güzeldi diyenler var. Hala okumadıysanız önce kitabı okuyup sonra filmini izleyin derim. Kitabı da mutlaka okuyun.

2 Ağustos 2016 Salı

Benim Gözümden / Son Zamanlarda #130 -Palamutbükü-

Ve bir muhteşem yer daha; Yine Datça'dayız, bu sefer Palamutbükü'ndeyiz. 

Palamutbükü'ne akşam saatlerinde geldik. Yolu biraz kıvrımlı ve uzun. Yolu beni korkuttu ama Palamutbükü'ne bayıldım.

Datça yarımadasının en gözde büklerinden (koylarından) biri Palamutbükü. Biz hemen girişte sağ tarafta bulunan Olgun Kıyı Apartta akşam yemeği yemeye karar verdik.

Mavi beyaz örtü, karşımda deniz, masamda... O da az sonra :)

Kesinlikle görülmesi gereken yerler listeniz varsa Palamutbükü'nü ekleyin. Burası muhteşem. Huzurlu. Sakin. Buraya geldiğiniz zaman havasından etkilenip bir Egeli bir Akdenizli gibi hareketleriniz yavaşlıyor, sakinleşiyorsunuz.




Kabak çiçeği dolması yemeden olmaz.

Bir sonra ki yazımda Palamutbükü'nü yazmaya devam edeceğim.
Bir önce ki Benim Gözümden / Son Zamanlarda yazım