30 Mart 2016 Çarşamba

Kitap Yorumu; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri - Gary Small + Gigi Vorgan

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri - Gary Small
(Tanıtım Bülteninden)
Gerçek hikâyeler kurgudan çok daha tuhaftır, Dr. Gary Small da bunu gayet iyi biliyor. Psikiyatriyle ve insan beyni üstüne çığır açıcı araştırmalarla geçen otuz yıl içinde Dr. Small pek çok şey görmüş. Şimdi ofisinin kapılarını açmaya ve kariyerinin en gizemli, ilginç ve tuhaf hastalarını anlatmaya hazır.
Bu kitap bir psikiyatristin zihnine ve onun giderek gelişim gösteren mesleki yaşamına yapılan aydınlatıcı bir yolculuk. Aynı zamanda bu branşın ve daha önce görülmemiş, tanısı koyulmamış çeşitli akıl hastalıklarının perde arkasına da bir bakış… Kitabı okurken kendinizi, bizi insan yapan şaşırtıcı tuhaflıklar üstüne düşünürken bulacaksınız.
Sıkça komik, kimi zaman trajik ve daima etkileyici Dr. Small, sizleri kariyeri içinde Boston'un kalabalık acil servis koridorlarından başlayıp ülke elitlerinin multimilyon dolarlık kayak localarına dek uzayan bir geziye çıkarıyor. Bu gezi sırasında birbirinden tuhaf gerçek karakterleri anlatırken, bir yandan da esrarengiz histerik körlükle, penisinin küçüldüğüne inanan bir adamla, gizli sürdürülen çifte hayatlarla ve ürkütücü derecede psikotik romantik arzularla baş ediyor. Akıl hocası kendi hastası olduğunda Dr. Small'un kariyeri ve kişisel hayatı tam bir döngüyü tamamlıyor ve Small'un kimsenin zihinsel araştırmanın ötesinde olmadığını anlamasını sağlıyor; kendisinin bile...
*******************************************************
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri bir dönemin çok satanlar listesinde ilk sıralarda olan bir kitaptı. Çok satılan demek -eğer hemen alamadıysak- okuyanını çok görüp çok merak ettiğimiz kitaplar demek. Bu yüzden benim de okumayı planladıklarımdandı, okumam ise bu günleri buldu. 
Kitapta ayrı başlıklar halinde bir psikiyatristin meslek hayatı boyunca karşılaştığı ilginç vakalar anlatılıyor. Her bölüm 10-12 sayfa şeklinde hastanın hikayesi, teşhis ve tedavisi şeklinde ilerliyor. Ve okudukça bu belirtiler şunda var, bu bunun eltisinde öbürkünün kaynında var gibi teşhisler koyuyorsunuz kendinize ve yakınlarınıza. (Ben öyle yaptım en azından)
Dili akıcı, bazı vakaların sonucu havada kalmış gibi yani şimdi ne oldu sorusunu sorduruyor. Yine de okunabilir bir kitap. Sıkıcı bulanlar olmuş, ben sıkıcı bulmadım, hatta bazı bölümleri ilginç de buldum ama olmazsa olmaz bir kitap değil. Yine de bir kitaptan ne beklediğinize göre değişiyor sevip sevmeyeceğiniz.

29 Mart 2016 Salı

Benim Gözümden / Son Zamanlarda #111

Bir önce ki Benim Gözümden / Son Zamanlarda yazımda geçen yaz sonu gittiğim Burhaniye ziyaretimden bahsetmiştim. Bu yazımda da devam etmek istiyorum.
Burası Burhaniye'de bir site. Burhaniye Balıkesir'in Ege kıyısında bir ilçesi. 

Etrafı Kaz Dağları ve Madra Dağı ile çevrilidir. 

Burhaniye küçük bir ilçe. Ama çevresinde gezilecek görülecek yerler çok. Ören, Akçay, Edremit, Altınoluk, Ayvalık, Cunda Adası gibi yerlere dakikalar içinde ulaşılabiliyor. 

Çanakkale, Bursa, İzmir'in Dikili, Bergama gibi ilçelerine 1-2 saat içinde ulaşılabiliyor buradan. İzmir ise 3-3,5 saat kadar sürüyor.



Ben Burhaniye'ye gidene kadar burası ile ilgili çok fikrim yoktu. Fakat gittikten sonra farkettim ki tanıdığım bir çok kişinin burası ve yakın çevresinde yazlığı var.


Buralarda yazlık alınmasının önemli nedenlerinden biri temiz havası. Ayrıca emlak fiyatlarının uygun olduğunu da söyleyebilirim.


Paylaştığım fotoğraflar gittiğimiz siteden. Bir sonra ki yazımda yine buralardan bahsedeceğim.

26 Mart 2016 Cumartesi

Kitap Yorumu; Piraye - Tuna Serim

Ne zamandır kitap yorumu yazmıyordum. Hem nedense bu ara az okuyabiliyorum hem de pek yazı yazamadığımdan fırsat olmuyordu. Okuyalı uzun zaman olan ve yazılacak listemde epey bekleyen Piraye'yi yazayım dedim bu yüzden.
Arka Kapak Yazısı
Kalbimin kızıl saçlı bacısı Nazım ve Piraye, geçen yüzyılın en unutulmaz aşk öyküsü.
Birbirlerini çok seven, ama kavuşamayan, aşkları karşılıklı yazdıkları mektuplarla süren, sonu ayrılıkla biten bir yaşam...Bir yanda hayatının en büyük aşkına tutulmuş bir kadın, öte yanda polislerle, tuzaklarla ve kadınlarla çevrilmiş bir erkek.
Onlar şiiri paylaştılar, bir büyük aşkı, acıları, hasretleri, umutları... Nazım hiçbir kadına Piraye kadar güvenmedi, ona duyduğu sevgiyi başka bir kadında bulamadı. Şiirlere ve mektuplara döktüğü aşkı, sevginin başyapıtı oldu. Nazım'ın yalnız Piraye'si yoktu, bir de inançları vardı. O inanç ikisinin arasına kara bir duvar gibi dikildi, ikisini de hırpaladı, tüketti, ayırdı. Sevgi narindir, kırılgandır, bu yüzden yetmedi, çünkü egemen güçler ikisini ayırmaya kararlıydılar. Direndiler ama kaybettiler. Nazım yok olmamak için kaçtı ve kızıl saçlı bacısını terk etmek zorunda kaldı.
Nazım'ı ortadan kaldıramadılar ama aşkını bitirdiler; ikisinin dirençle sürdürdüğü savaşta, kaybeden Piraye oldu. Piraye yalnız Nazım'ı sevdi, ama en büyük acıyı da onunla tattı.
Nazım ve Piraye aşkının ilk kez yazılan bu romanı, efsane haline gelmiş iki insanın umutsuz aşklarını, kıskançlıklarını, 1940-50 ve 60'lı yılların Türkiye'sini anlatıyor.
***************************************
Nazım Hikmet'in hayatını çok bilmiyordum aslında ama -hovarda mı desem çapkın mı desem- kadınlara düşkün olduğunu biliyordum az çok . Yine de bu kitabı okurken bu duruma epey şaşırdım.
Zaman zaman Nazım'a kızsam da Nazım ile Piraye'nin tutkulu, vazgeçilmez aşklarını okurken kıskanmadım diyemem. Birbirlerini çok sevse de kavuşamayan sonu ayrılıkla biten bir aşk onların ki. Piraye ile nasıl tanıştıklarını, aşklarını ve ayrılıklarını anlatıyor bu kitap. Okudukça büyülendim okudukça öfkelendim. Çok büyük bir aşkla Nazım'a bağlı bir kadın Piraye, ama aşkı ile hep sınanmış. Başka kadınlar olmuş, Nazım hapse düşmüş beklemiş, maddi sıkıntı yaşamış, Nazım Hikmet'in karısı olduğu için iş bulamamış. 
Politik görüşleri nedeni ile bir yanı polisle diğer yanı ise kadınlarla çevrili Nazım ve ona büyük bir aşkla ve sadakatle bağlı Piraye. Eğer bu ara kitap alışverişi yapacaksanız, ne okusam diye düşünüyorsanız tavsiye ederim.

24 Mart 2016 Perşembe

Benim Gözümden / Son Zamanlarda #110

Geçen yazdan beri bloga düzenli yazamıyorum. Hayatımdaki yoğunluk, kan değerlerimin çok düşük olması nedeni ile yaşadığım yorgunluk, halsizlik, ülkemizin durumu v..s derken paylaşımlarım instagram haricinde azaldı. Fotoğrflarımı karıştırırken Eylül ayında gittiğim ve benim açımdan o günler için başka, bu günler için bambaşka önemi olan Burhaniye gezimizi anlatmadığımı farkettim.

O günlerde bu yolculuğun benim için önemi ilk uzun yol şoförlük deneyimim oldu. İstanbul çevresindeki illerde 2-3 saatlik yolların haricinde uzun yol deneyimim yoktu. Büyük bir heyecanla yola düşmüştüm.

Gebze'den feribota bindik.



Daha evden çıkmadan Susurluk'ta durup tost yeme planları yapmaya başlamıştım. Sonuç; harika bir çi börek yedik.

Yavaş yavaş, dura dura, tadını çıkara çıkara gidiyoruz.





Ve sonunda hedefe ulaşmıştım :)
Devamı bir sonraki yazımda.

19 Mart 2016 Cumartesi

Bitenler #63

Acnecinemide Temizleme Jeli; Severek kullanıyorum. Yazısı burada
Sensodyn Diş Macunu; Yıllardır severek kullanıyorum. 
Colgate Total; Diş ve diş eti problemleri için severek kullandıklarımdan.
The Body Shop Tırnak Cilalama Küpü; Severek kullandım ama tekrar kullanmayı düşünmüyorum. Yazısı burada 
Revlon Photoready Fondöten; Yine sevdiklerimden. Yazısı burada

Nivea Good Bye Cellulite Jel Krem; %100 etkili değil ama bu ürünlerin uzun vaadeli kullanımda etkili olduğuna, işe yaradığına inanıyorum. 
John Frieda Full Repair Saç Kremi; Şampuanını da saç kremini de uzun zamandır severek kullanıyorum ve bittikçe alıyorum. Yenisini açtım bile. 
Nivea Canlandırıcı Maske; Tek kullanımlık olduğu için fazla bir fikrim yok ama nemlendirme özelliğini sevdim.
Benri Pamuk; Gratis indirimlerinden fazlaca stoklamışım ama artık fazla sert gelmeye başladı.

Dermokil Maske; Tek kullanımlık, cildimi kurutmadı, alerjjik reaksiyona sebep olmadı. Kil maskelerini seviyorum, fiyatı da uygun tam boyunu alabilirim. 
Dermokil El Kremi; Kış aylarında nemlendirmesi yeterli gelmedi. Yağlı bir yapısı yok, çabuk emiliyor. Çok kuru olmayan eller için kullanılabilir. 
Flormar Grafitti Oje; Çatlayan ojeleri seviyorum. Bitmedi ama kuruduğu için çöpe gitti.
Dove Serum; Dove'un bu serisinin en çok saç kremini sevmiştim. Serum elimde 1 tane kalmış, pek sevmesem de kullanmadan atamadım.
Nivea Lipstick; Eskiden Baby Lipsler mi vardı? Hafif renkli bu lipsticki severek kullanmıştım ama çok uzun zamandır benimleydi bu yüzden bitmeden çöpe gitti.

9 Mart 2016 Çarşamba

Benim Gözümden / Son Zamanlarda #109

İçimdeki döner aşkı bambaşka... Benim için son dönemin en popüler yiyeceği. Brandium Bereket Döner'deyiz. 
Yeğenim bu bebeklerden çok istiyordu, Marmaris'e gitmeden 2 farklı çeşidini almıştı. Oraya gidince bunlardan aramış bulamamışlar. Ben de buradan alayım dedim. 2 AVM (Palladium ve Novada) ve yaklaşık 10-15 mağaza gezdikten sonra  Brandium'da ilk girdiğim çocuk mağazasında (Jokerland'de) buldum. Yani bir şey için bu kadar sevinemezdim. Çünkü bulmasayddım Meydan AVM ve Canpark AVM vardı sırada. Hayır, tiplerine baktım da pek de çirkinler. Bunlar için mi dedim yani :)

Zorlu AVM Perle'de derin sohbetlerdeyiz :)


Annem, Abim ve ben Çamlıca'dayız. 

Kış günü hava açık manzara süper



Çamlıca'ya gelmişken Çömlek'e uğramadan olmaz. Bu sefer kurufasulye yemedim ama :)



3 Mart 2016 Perşembe

Maybelline Color Tattoo Permanent Taupe

İlk Maybelline Color Tattoo farım. Bu farlar çok popüler oldular ama almayı (ve kullanmayı) en az sevdiğim ürün far olunca sonra bakarım, sonra alırım deyip hep erteledim. En sonunda da Sevgili Makyaj Blogum'dan bu far hediye gelince benim de bir Maybelline Color Tattoo farım oldu.
Minik bir cam kavanozda satılan Maybelline Color Tattoo farlar krem yapıda. Geniş ağzı nedeni ile parmakla kullanmak için çok uygun. Adının hakkını veriyor rengi açısından (Permanent Taupe); gri-kahve arası bir rengi var. 
Ben genelde parmaklarımla uygulasam da far fırçası ile uygulamak da kolay bu farı. Çabuk sabitlenmesinin haricinde sürmesi kolay bir far. Benim için tam bir sür-çık rengi. Ayrıca da çok dayanıklı, 4-5 saatin sonunda herhangi bir çizgilenme, dağılma yapmamıştı. 

Far olarak kullanmanın haricinde koyu renk farlar için far bazı ya da kaş farı olarak da kullanmak mümkün. Çok yönlü bir ürün yani.
Parmakla uygulamayı sevmediğimden benim için tek kötü tarafı bu. Onun haricinde çok beğendiğim bir far. Zaten olumlu yorumları mutlaka okumuşsunuzdur, indirimlerde sepete atılması gerekenlerden.

2 Mart 2016 Çarşamba

Benim Gözümden / Son Zamanlarda #108

Bir önceki Benim Gözümden / Son Zamanlarda yazımda Düştepe Oyun Müzesi'nden bahsetmiştim. Buraya ait bir kaç kare daha paylaşmak istiyorum.

Düştepe Oyun Müzesi Ataşehir Mimar Sinan Parkı içerisinde. Daha önce Oyuncak Müzesi'ni de gezmiştim, orası kadar büyük olmasa da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden.

Düştepe Oyun Müzesi'ni ücretsiz olarak gezebiliyorsunuz. İçerisinde 20’yi aşkın ülkeden ve yaklaşık 150 koleksiyonerden toplanan çocuk oyunlarının yer aldığı Düştepe Oyun Müzesi’nde; 150 yıllık satranç takımı, Viktorya Dönemi’nin küp oyunları, 100 yıllık ilk taş ev inşa oyunu, ilk uzay oyunlarına varıncaya kadar yüzlerce oyun bulunuyor.
Oyun kültürünü geliştiren çizgi roman, edebiyat, sinema ve televizyon dünyasının kahramanlarının da yer aldığı müzede bulunan oyun ve oyuncakların tarihi 1800’lerin başına kadar uzanıyor.


Ben küçük kuzuyla gezdim burayı. Müzeyi sevdi ama bu bölümde korktu :) 

Aile boyu kahvaltı zamanı. Mekanımız Çekmeköy'de bulunan Testi Kebap.

Geniş bir açık büfesi var. 

Çocuklar için de hem kapalı hem de açık çocuk oyun alanı mevcut.


1 Mart 2016 Salı

Revlon Colorstay 001 Blackest Black Likit Göz Kalemi

Aslında keçe uçlu kalemlere biraz önyargılıydım fakat son kullandığım 2 keçe uçlu kalemden memnun kalınca Revlon Colorstay Likit Göz Kalemini de denemek istedim.  Göz kalemlerine ve eyelinerlara ayrı bir ilgim var, genelde bir ürün bitirmeden yenisini açmam ama aldığım bütün göz kalemlerini hemen açıyor ve kullanıyorum. 
Revlon Colorstay Likit Göz Kaleminin 16 saat kalıcılık ve bulaşma yapmama gibi bir vaadi var. Daha önce Revlon markasından bir çok ürün kullandım ve genel olarak da memnun kaldım. Bu göz kalemini de markası nedeni ile tereddütsüz sepete attım.
Keçe ucu biraz kalın ve sert. İnce çizgiler için pek uygun değil. Sert fırçası hassas göz kapaklarına göre değil. Simsiyah değil ama yinede siyahlığını fena bulmadım fakat maalesef çok dayanıksız. Evet, sürünce sabitleniyor ve bulaşmıyor. Fakat sonrasında isterseniz su veya temizleyici bile kullanmadan sadece bir iki parmak darbesi ile nerede ise kalıntısız temizleyebilirsiniz. Zaten sürdükten bir kaç saat sonra da nasıl oluyorsa kayboluveriyor, ardında çok az bir iz bırakarak. 
Özellikle rujlarını ve fondötenlerini başarılı bulduğum Revlon'un  göz ürünlerinden şu ana kadar kullandıklarımı beğenemedim. Revlon Colorstay Likit Göz Kalemi de beğenmediğim ürünler arasında yerini aldı.
Blogda daha önce yazdığım Revlon yorumlarım için buradan 

***PR ürünüdür, objektif yorumlarımı içerir.