30 Mayıs 2014 Cuma

On Bir Dakika - Paulo Coelho

Dünya yalnızca on bir dakika süren bir şeyin çevresinde dönüyor.
Paulo Coelho bu kitapta dünyaya bir hayat kadınının gözünden bakıyor. Kitaba başlarken bir kaç kişiden kitabın fazla erotizm dolu olduğuna dair yorumlar duydum ama şu an çok satılan popüler romanların bir çoğundan çok, çok daha az cinsellik ve erotizm öğeleri barındırıyor. Konu çok naif işlenmiş, gözümüze sokulmadan usturuplu bir biçimde anlatılmış. Kadına ve erkeğe dair aşk, cinsellik ve haz üzerine güzel bir kitap.
Okuduğuma pişman olmadım tabii ki, hatta duyduğum yorumlardan sonra önyargılı okuduğumdan şaşırdığımı hatta beğendiğimi söyleyebilirim. Ama mutlaka okumalısınız diyemem. Benim gibi kitaplığınızda bulunca ya da başka bir şekilde elinize geçince okuyabilirsiniz.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Alix Avien 260 Oje

Alix Avien ojeleri eskiden daha sık kullanmakla birlikte son yıllarda pek kullanmadığım bir marka. Nedeni de genelde alış veriş yaptığım yerlerde pek bulamamam. Ben kiosklardan alıyorum çoğunlukla ojelerimi ve bir sürü ojenin arasından seçim yapmak hoşuma gidiyor. En sevmediğim şey de şu plastik havuzlardan oje seçmek. Umarım Alix Avien'de kiosk satışına başlar. 
260 daha beyaz tenlilerde pembe gibi duruyor aslında. Bende de tam bir şeftali rengi. Genelde yakışmayacağını düşündüğüm için pek kullanmam bu tonu ama tırnaklarımda görünüşünü sevdim. Fakat bu görünüşü elde etmek için 3 kat sürmek zorunda kaldım. 2. katta belli belirsiz bir renk oldu. 4-5 kat bile sürülebilirdi ama benim o kadar sabrım yok. 3. katı zor sürdüm. 
Yine sevmediğim bir yanı sedefli oluşu. Ve maalesef kalıcı da değil. Gün içerisinde hemen tırnak uçlarımdan soyulmaya başladı. 

26 Mayıs 2014 Pazartesi

MUA Allık Shade 4

MUA Allık bana İngiltere'den gelmişti ama geldiği ilk gün daha jelatinini bile açmadan düşürüp kırmıştım. Daha sonra da alkol ile preslemiştim. (Yazısı burada) Bu allıkların bir çok rengi geldi bana ama onları hediye ettiğim için normal yapısını-kalıcılığını bilmiyorum. Alkollenmiş-preslenmiş son halini yorumlayacağım.
MUA uygun fiyatlı bir marka. Türkiye'de direkt satışları yok ama yurtdışından getirip satanlar mevcut. Yine MUA'nın online satış sitesinden ürünlerine ulaşılabiliyor. Türkiye'ye gönderim yapıyorlar. 
Şeffaf kapaklı, siyah dikdörtgen basit bir ambalajı var. Kapağı açmadan içerisindeki allığın rengi görülebiliyor. Fırçası ve aynası yok ama uygun fiyatını düşününce olmasa da olur diyorum. Ambalajı minik olduğundan makyaj çantalarında rahatlıkla taşınabilir. 
Çok sıcak bir şeftali - coral tonda. Bu tonlar son zamanlarda favorim zaten.  Çok hafif bir ışıltısı var. Zaten çok mat ürünleri sevmiyorum ve soluk bir cildim olduğundan bu tonlar ve ışıltı beni daha canlı ve sağlıklı gösteriyor. Pigmentli bir allık, dikkatli kullanmakta fayda var. Normal halini bilmiyorum ama preslenmiş hali biraz tozutuyor. 
Kalıcılığı ise oldukça iyi. 4-5 saat rahatlıkla dayanıyor. Uygun bir baz ile kalıcılığı artabilir. Fiyatının 1 £ olduğunu düşünürsek fiyat-performans olarak çok iyi olduğunu söyleyebilirim. 2,4 gr ve bence bütün allıklar bu kadar olmalıydı. 
Bu kadar olumlu özelliğinin yanında bir kusuru var bu allığın, maalesef içeriği kötü. Paraben, talk, mika v.s. içeriyor.

25 Mayıs 2014 Pazar

Ojeler Uygulamalar #4

Siyah oje üzerine pembe / bordo arası bir renkle baskı yaptım ama çok belli olmadı :( Başka renklerle denemeye devam :) 
Ben hala çatlayan ojeleri seviyorum :) Bence çok güzel oldu, sizce? :) 
Siyah üzerine stickerlarla bir çalışma. 
Gördüğünüz gibi sürekli siyah ojemi sürmüşüm. Bir ojeyi bitirmeden rahat etmiyorum, bu oje bitti ben de rahatladım sonunda :)

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Aşka Yolculuk / Jill Shalvis

Arka Kapak Yazısı
Şanslı Liman serisiyle tanışın.
Hayal kırıklığı, yeni başlangıçlar için yeşeren umutlar, eğlence, heyecan ve aşk bu kasabada sizleri bekliyor.
Maddie Moore Los Angeles'daki hareketli hayatının en önemli iki parçası olan sevgilisini ve işini kaybeder. Hayatındaki boşluğu bir daha hiç dolduramayacağını düşünürken, çok fazla tanıma imkânı bulamadığı annesinden kendisine ve farklı şehirlerde yaşayan iki kız kardeşine bir otelin miras kaldığını öğrenir. 
Oteli görmek için Şanslı Liman kasabasına doğru yola çıkar. Yolda karşılaşacağı sürprizler ve Şanslı Liman, hayatına yepyeni bir yön verecek ve ona çok önemli bir şey öğretecektir: 
Aşk en beklenmedik anlarda gelir.
Eğer Maeve Binchy ve Debbie Macomber tarzını seviyorsanız, okumaktan keyif alacağınız bir kitap Aşka Yolculuk. Umutsuzluktan mucizeye uzanan öyküler benim de başıma gelebilir diyerek hayatımıza pozitiflik katıyor. 
Şanslı Liman serisinin ilk kitabı Aşka Yolculuk. Annelerinin ölümünden sonra birbirlerini ve annelerini çok az tanıyan 3 kız kardeşin annelerin vasiyeti üzerine bir araya gelmelerini anlatıyor. Annelerinin vasiyeti Şanslı Liman kasabasında bir oteldir ve kardeşlerden Maddie sevgilisi tarafından taciz edilmiş ve onu terketmiştir. İşinden de ayrıldığı için otele farklı bir gözle baksa da kardeşlerinin amacı oteli bir an önce satmak ve geri dönmektir. Bu kitapta Maddie'nin geri dönecek bir yeri olmadığı için otelle ilgili verdiği mücadeleyi ve aşk hayatını okuyoruz. Romantik komedi tarzında, keyifli, akıcı bir kitap. Bu tarzı sevenlere tavsiye ederim.

23 Mayıs 2014 Cuma

Moshos Garden Kil Maskesi / Lavanta & Nutmeg

Yüzünüzdeki ölü deriyi atıp, tertemiz bir ferahlığa kavuşturacak olan bu maske, her zamanki gibi tamamen doğal bitkisel maddelerle oluşturuldu. Mineraller açısından zengin kil, badem yağının gücü ile birleşerek yüzünüze tazelik kazandırıyor, mucizevi nutmeg ile cilt yapısını düzenliyor, bitkisel gliserin ile nemlendiriyor, antiseptik lavanta ile sivilce, akne gibi bakteriyel kaynaklı etkileri azaltıyor.
İçindekiler: %100 doğal kil, bitkisel gliserin, soğuk sıkım badem yağı, nutmeg, biberiye, lavanta 
Moshos Garden doğal ve bitkisel ürünleri nedeni ile merak ettiğim bir markaydı, bir türlü fırsat bulup ürünlerini kullanamamıştım. İlk deneyimlediğim ürünü  bu maske oldu. Kapağını açar açmaz mis gibi kokuyor bu maske. Kokusu tabii ki benim de çok, çok, çok sevdiğim lavanta. 
Maskeyi isterseniz bir kapta az bir miktar su ile karıştırarakta uygulayabiliyorsunuz. Fakat ben buna üşendiğimden elime bir parça maske alıp diğer elimi ıslatıp avuçlarımda iyice karıştırıp uyguladım.  10-15 dakika kadar bekletip ardından yıkadım. Temizlemesi biraz zor baştan uyarayım. Yüzünüzü temizledikten sonra bir de lavabonuzu temizlemek zorunda kalıyorsunuz. Bir de ılık su ve elle denedim ama zor temizleniyor, ben de üşengeçliğime son verip yüz temizleme süngeri ile çıkardım. Zaten güzellik salonlarında da maskeleri bu süngerlerle çıkardıkları için zor maskeler için dolapta sürekli bulunduruyorum.  
Maske sırasında lavanta kokusundan mest oluyorum bu arada :) Temizledikten sonra da içeriğindeki yağlar nedeni ile yumuşacık ve parlak bir cilt kalıyor. Açıkçası ilk kullandığımda yıkadıktan sonraki o hafif yağlı, yumuşak ciltten korktum. Nedeni ise akneli ve aknelenmeye çok müsait bir cildim var. Acaba akne / sivilce olur mu dedim ama hiç bir şekilde akneye, alerjiye sebep olmadı. 
Doğal ve bitkisel ürünler olmasına rağmen fiyatları da uygun. Moshos Garden kil maskesinin değişik kokulu ve içerikli olanlarını da üretmiş. Lavanta sevmiyorum diyenler diğer çeşitlerine bakabilirler. 
*Ürün bir blogger etkinliğinde hediye edilmiştir. Moshos Garden'a bu hediye için teşekkür ederim.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi / Ahmet Ümit

Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi. 
Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke... 
Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
Ahmet Ümit neredeyse bütün kitaplarını okuduğum bir yazar. Bir çok kitabını da çok sevdim, blogumda da yazmıştım bazı kitaplarını.  Bu kitap için sosyal medya da çok reklam yapıldı, bu yüzden fazlası ile merak ettim okumadan önce. 
İsminden de anlaşılacağı gibi konusu Beyoğlu'nda geçiyor. Beyoğlu ile çok güzel detaylar barındırıyor ve insana kitapta yazan yerleri gidip görmeye heveslendiriyor. Klasik Ahmet Ümit kitaplarından, bir cinayetin peşine takılırken tarih konusunda da çok güzel bilgiler veriyor. Diğer kitaplarından farklı olarak çok güncel, Gezi Parkı ve İstanbul'daki rant oyunları, Tarlabaşı'nda yaşam gibi bilgiler veriyor.
Cinayet kurgusuna gelirsek, açıkçası polisiye bakımından beni çok heyecanlandırmadı. Evet güzeldi ama bir Bir İstanbul Hatırası, bir Kavim değildi. Yine de Beyoğlu tasvirleri, detayları v.s. gibi nedenlerle okunacak güzel bir kitap diyebilirim. Dili akıcıydı, okuması kolaydı. 

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Bitenler #48

Evde yarım / bitirilmeyi bekleyen bir sürü şey olunca ben de bu ara onlara sardım. Ve kısa sürede bir Bitenler yazısı daha yazıyorum. Yaşasın :)
Elidor Onarıcı ve Yapılandırıcı Durulanmayan Bakım Kremi; Elidor'un durulanmayan bakım kremlerinden yeşil renkteki Bukle Belirginleştiriciyi uzun zamandır kullanıyorum ve seviyorum. Bu kremi kardeşim almış denemek için, saçını çabuk yağlandırdığını ve düzleştirdiğini söyledi. 3-5 sefer kullanıp bırakınca atmaya kıyamadım. Ben memnun kalmadığım kremleri duş öncesi saç maskesi gibi kullanıyorum. Saça iyi gelen bir yağ ile (Badem yağı, argan, baobab gibi) bir miktar kremi karıştırıp saç uçlarıma sürüyorum duştan önce. Böylece çabuk dolaşan saçlarım daha kolay açılıyor banyoda. Bunu da bu şekilde kullanıp bitirdim.
Dalan Antik Zeytinyağlı Defne Sabunu; Yazısı burada
Kiehl's Abbyssine Göz Kremi; Minik bir tester olarak görünüyor değil mi? Kiehl's testerlarında başka markalardaki gibi 1-2 seferlik ürün yok, ambalajlar dolu dolu. Bu göz kremi testerını da çok uzun süre kullandım. Göz çevresini çok güzel nemlendiren bir krem, aydınlık bir görünüm de veriyor ama Midnight Recovery bundan 1-2 tık daha iyi bu bakımdan, özellikle sabah uyandığımda verdiği aydınlık görünüm müthiş. Yalnız ikisinin de kırışıklıklara, çizgilere bir etkisi yok maalesef.
Acnecinamide Sivilce Mendili; Dönem dönem sivilcelerim oldukça kullanıyorum, bir kere mendiller çok büyük ve fazla ıslak, yani sürüyorsunuz sürüyorsunuz yediremiyorsunuz yüzünüze. Keşke daha ufak yapsalar, böylece kutuda da daha çok mendil olur belki. Kokusu çok kötü. Gece yatmadan kullanıyorum yüzüme. Dönemsel sivilcelerde etkili, hemen yok olmuyor ama küçülüyor sivilceler. Ama siyah noktalar için daha etkili olduğunu düşünüyorum.
John Frieda Full Repair Şampuan; Yazısı burada 
Avon Color Trend Far; Çok uzun zamandır makyaj çekmecemdeydi, artık atmanın zamanı geldi.
John Frieda Full Repair Şampuan; Yazısı burada 
CK In2U; Yazısı burada. Çok severek kullanmıştım.
Lilibe Pamuk; Rossmann'da satılan Lilibe marka pamuklar çok kaliteli. Rossmann yakınlarımda olmadığı için ve Gratis indirimleri nedeni ile Benri kullansam da Rossmann'a gittikçe Lilibe alıyorum mutlaka. Özellikle disk pamuklarını bir deneyin derim.
Revlon 229 / Demure Oje; Yazısı burada
Palmer's Cocoa Butter Vücut Losyonu; Yazısı burada
Wella Onarıcı Saç Kremi; Daha önce kullanıp yarım bırakmıştım artık bitireyim diye tekrar kullandım. Fena değilmiş aslında.
Nivea Stress Protect Stick; Yazısı burada
Kiehl's Vanilla & Cedarwood Vücut Losyonu; Yazısı burada
Acnecinamide Sivilce Mendili; Yazısı yukarıda.
Durance Ayak Kremi; Yazısı burada
Ürünleri bitirmek bir dert, yazması da ayrı bir dert :) Çok şükür bitti.
49. Bitenler yazımda görüşmek üzere ♥

20 Mayıs 2014 Salı

Nail Art Dosyası 2

Nail Art çalışmaları eskiden beri çok ilgimi çekiyor ama ben bu konuda çok sabırsız olduğumdan bir türlü yapamıyorum. Nail art yapan arkadaşları tebrik ederim, büyük bir emek hatta bazı çalışmalar sanat. Artık karar verip ben de bir şeyler yapmak istiyorum dedim ama ilk okul öğrencilerinin yazmaya başlarken önce çizgi çekerek alıştırma yapması gibi, fırça ile çalışmayı kavramak adına basit çalışmalarla başladım. 
Mesela bu çalışmada amacım ince uçlu fırçalarla düz çizgi çekmeye alışmaktı ama pek becerememişim :) Yine fotoğraflarken bir türlü yakalayamadım ama uç kısımların üzerine matlaştırıcı cila sürdüm. Yine de ellerimde duruşunu beğenmiştim bu manikürün :) Başka renklerle tekrar denesem iyi olacak.
Bunlarda kullandığım oje ve top coatlar.

13 Mayıs 2014 Salı

Nail Art Dosyası 1

Nail art çalışmalarını gördükçe nasıl özeniyordum. Ama basit bir kaç çalışmanın ötesinde birşey yapmamıştım, çoğunlukla tembellikten. Ama artık başla dedim ve ilk çalışmamı yaptım :) 
Renkleri birbirine uydurmaya çalıştım ama bir şeyi atlamışım, oje yapıları. En üste sürdüğüm altın renkli ojenin yapısı çok ince olunca tam da istediğim gibi olmadı. 
Yine de sonucu sevdim :)
Bu manikür de kullandıklarım....

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Burberry Brit EDP

Üst notalarda, limon,armut,yeşil badem,orta notalarda; beyaz şakayık çiçeği,tatlı badem,alt notalarda;amber,vanilya bulunur.
Benim tereddüt edip, uzak durdukça -hatta bazen burun kıvırdıkça- neredeyse bütün ürünlerini kullandığım markalar var. Bunlardan biri bir jean markası, biri teknolojik ürünler markası, biri de Burberry. 98 yılında Klasik Burberry ile başladığım maceramda nerede ise parfümü kullanmayan kalmayıp çakmasını geçtim çok kötü taklitlerini sağda solda duyunca toptan markaya karşı bir önyargım oluştu. Bu önyargım geçen sene, parfüm sponsorlarımdan biri olan Kardeşimin Burberry Weekend hediye etmesi ile geçti diyebilirim.
Burberry Brit EDP diğer parfüm sponsorum olan Abimin hediyesi. Free Shop'ta olduğunu söyleyip bir şey ister misiniz? diye sorunca önce hayır dedim ama ısrara dayanamayıp hemen ATU'nun sayfasına girip sonra da internetten bulduğum bir kaç yorum sonucu 5 dakika içerisinde kokusunu hiç bilmediğim bu parfümü seçtim. Pişman değilim :)
Karton ambalajı ve şişe klasik Burberry desenli. Tam bir İngiliz diyebiliriz. Karton ambalaj açık renkli ve açıkçası şişesinden daha güzel geliyor göze. Şişesini çok kaba buluyorum. Fazla köşeli, sert, karton ambalaja göre daha koyu renkleri ile fazla maskülen. Sanki bir erkek parfümü şişesi. Daha kadınsı, yuvarlak hatları olan bir şişe beklerdim.
Şişesine rağmen kokusu çok güzel neyse ki! Kadınsı, sofistike ve ımmm şehvetli :) Koku notaları bakımından inişli çıkışlı bir parfüm. Vanilyanın tatlı ve odunsu notaları, amberin baharatlı notası ve meyve kokularının tazeliği. Bu parfümde tatlı bir kızda var ne istediğini bilen şehvetli bir kadın da. Kokular birbirlerini çok güzel dengeliyor, tamamlıyor. Ama en baskın hissettiğim tatlı bir vanilya kokusu oluyor. 
Kalıcılığı benim için ideal ama parfümlerle iyi anlaşırım, başkalarında hemen uçan kokular ben de genelde kalıcı olurlar. Kalıcılık konusunda sıkıntı yaşamıyorum parfümlerimle. 
Burberry Brit için bir sonbahar veya kış parfümü diyebiliriz aslında. Eğer kapalı bir ortama girmeyeceksem yaz akşamlarında, gecelerinde mutlaka kullanırım ben yine de :)

11 Mayıs 2014 Pazar

Real Techniques Expert Face Brush

Real Techniques Expert Face Brush, uzun zamandır istediğim ama yurtdışı alışverişi yapamadığım için Wish List'imde bekleyen bir fırça idi. Sevgili Koyu Kırmızı yılbaşında hediye olarak gönderince nasıl mutlu oldum anlatamam. Bir kere daha teşekkür ederim kendisine. 
Bu fırçayı en çok fondöten uygulaması için istiyordum, ama sadece fondöten değil bir çok şey için kullanılabilen çok amaçlı, joker bir fırça. Ben yine de en çok fondöten sürmek için kullanıyorum. Bombeli, elips şeklinde, taklon, çift renkli, sık kıllı bir fırça. Bu şekilde tombik kıllı, pufidik fırçaları seviyorum.
Fondöten, krem allık, toz allık veya pudra için kullanılabiliyor. Ben ilk kullandığımda fondöten, pudra ve allık için de denedim. Daha sonrasında da sadece fondöten için kullandım. Diğerlerinde uygulaması kötü olduğundan değil, temizleme kısmı nedeni ile tek bir ürün için kullanmak kolayıma gidiyor. Aslında ilk fırsatta 1-2 Expert Face Brush daha edinmeyi planlıyorum. Böylece diğer ürünler için de temizlik kısmını düşünmeden rahatlıkla kullanacağım
Daha önce fondöten için çoğunlukla yassı fırçalar kullandığımdan ilk başta kullanırken tuhafıma gitti. Yassı fırçalarla düz şekilde, aşağıya çeke çeke sürüyordum fondöteni. İlk başta bu fırçayı da öyle kullanmaya çalışsam da, özellikle dairesel hareketlerle ve sorunlu, kapatılması gereken bölgede tampon şeklinde uygulama ile daha iyi sonuç aldığımı gördüm. Fondöteni çizgi çizgi olmadan oldukça başarılı şekilde uyguluyor. Sık kıllı olmasına rağmen sentetik / taklon kılları sayesinde de içine ürün hapsetmiyor. Yani fondöteninizi sizinle birlikte kullanmıyor :) 
Aldığımdan beri o kadar çok yıkadım ki, ne kullanırken ne de yıkarken kıllarında dökülme olmadı. 
Real Techniques fırçalar artık Watsons, Gratis hatta Migros'ta bile satılıyor. Eğer hala Real Techniques fırçasınız yoksa ilk alacağınız fırça çok amaçlı kullanımı nedeni ile Expert Face Brush olsun derim. Bir çok yerde %20 ile %50 arası indirim ile satılmaya başlandı bile.
Ben 2. Expert Face Brushımı ve Blush Brush'ı almak için sabırsızlanıyorum :)

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Golden Rose Rich Color 36 Oje

Tam bahar, yaz aylarına uygun cıvıl cıvıl bir oje Golden Rose Rich Color 36. Bu seri şişesi, fırçası ve tek katta bile opak olması nedeni ile öne çıkıyor. Yapısı nedeni ile kolay ve pürüzsüz sürülmesi, çabuk kuruması da diğer artıları.
Rengini tarif edemiyorum, fıstık yeşili mi desem, yosun yeşili mi? Aslında sarı tonlu yeşilleri pek sevmiyorum ama fena durmadı sanki, ne dersiniz? :)

Watsons Lavanta Kokulu Rahatlatıcı Ayak Losyonu

Watsons Lavanta Kokulu Rahatlatıcı Ayak Losyonu ayaklarınızı nemlendirir ve rahatlatır. Lavanta ekstresi, Menthol, E vitamini ve Vitamin B5 ile zenginleştirilmiş yoğun nemlendirici formülü ile ayaklarınızı rahatlatırken hoş kokmasını da sağlar.
Havaların ısınmaya başladığı şu günlerde yavaş yavaş açık ayakkabılar, sandaletler giyme zamanımız da yaklaşıyor. Açık ayakkabılar demek ayaklar için ekstradan bakım, özen demek. Gerçi ben ekstra bir şey yapmıyorum ama kıştan beri de düzenli olarak ayak bakımı yapmayı ihmal etmedim.
Benim günlerim evde ya da dışarda ordan oraya koşturmakla geçiyor. Sürekli işim var, sürekli acelem var modundayım. Ve böyle koştururken de tüm cefayı ayaklarım çekiyor. Gün sonunda bana kalan sızlayan ayaklar oluyor.
Watsons Ayak Losyonunun lavantalı ve mentollü çok güzel bir kokusu var. Hem lavanta hem nane kokusunu çok severim. Sürer sürmez emilen, kolayca yedirilen bir yapısı var. Losyon diye geçse de krem yoğunluğunda, losyon kadar sıvı kıvamlı değil. Ayakları rahatlatan, dinlendiren bir etkisi var. Eğer ayaklarınız çok kuru ve çatlamışsa nemlendirmesi size yeterli gelmeyecektir. Ama daha normal bir ayağınız varsa günlük olarak rahatlıkla kullanılabilir.
Ayaklarım her zaman değil ama bazı zamanlarda daha kuru oluyor. O durumda da özellikle duştan sonra bu kremi sürüyorum ve hemen çorap giyiyorum. Gece de çorapla uyursam sabah kalktığımda yumuşacık ayaklarım oluyor. İsterseniz nemlendirmesine güvendiğiniz bir kremden azıcık karıştırıp, sürüp üzerine çorabınızı giyebilirsiniz. Ben shea yağlı kremlerle denedim, gerçekten sonuç çok etkili oluyor.
Benim gibi el ve ayak kremlerine çok para vermeyi sevmeyenler için. Fiyatını net olarak hatırlamıyorum ama 5TL civarıdır diye düşünüyorum.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Golden Rose Jolly Jewels 110

Jolly Jewels ojeleri ilk çıktığında almıştım. Seride en beğendiklerimi seçmiştim ve sadece 2 tanesini kullanabildim. Yeni çıkan, sevdiğim ojeleri alıp sonra da kullanmıyorum, kenarda bekliyorlar öylece. Bu konuda çok kötüyüm ve bunu aşmaya çalışıyorum bu aralar. 
Golden Rose Jolly Jewels 110 numara bu seride en sevdiklerimden biri. Aslında serinin çoğunu sevdim ama 110 numara enlerde en üstlerde :)
Beyaz baz içerisinde kırmızı altıgen pullar ve siyah, mavi simler içeren bir oje. Aslında ilk başta 2 kat bu ojeden sürmüştüm ama hem ojeyi bozdum hem de sürmesi kolay olmadığı için tırnağımda görünüşünü de beğenmedim. 2. sürüşümde tek kat sürdüğüm bir beyaz ojenin üzerine yine tek kat 110 numara sürdüm. 
Tek kat uygulamada kurumada da bir problem yaşamadım. Çıkartırken de 2 kat sürdüğümden daha kolay çıktı.
Daha önce de Golden Rose Jolly Jewels 116 numarayı kullanmıştım. Onu da çok sevdiğimi söylemeliyim :)

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Defter / Nicholas Sparks

Arka Kapak Yazısı
"Öyle özel biri değilim ben, orası kesin. Sıradan fikirlere sahip, sıradan bir adamım ve sıradan bir yaşam sürdüm. Bana ithaf edilmiş bir anıt falan yok ortada ve yakın zamanda ismim de hafızalardan silinecek ama yine de tüm ruhum ve kalbimle sevdim bir başkasını ve bu kadarı benim için her zaman yeterliydi.”
Hayatınız boyunca karşınıza çıkabilecek en dramatik ve çekici aşk hikâyelerinden biri işte böyle başlıyor…
TİTANİK’TEKİ AŞK KADAR KALICI VE ACITICI. ROMANTİZM VE İHTİRASIN SINIRLARI ZORLADIĞI, İNSANA HER ŞEYİ UNUTTURAN BİR AŞK.
“Bir yerlerde,” diye düşündü Noah Calhoun, ayışığının altında oturken, “tam şu anda, aşkla sevişenler var.” Defter, romantik bir çıkmazın etrafında gelişen bir ‘aşkı kaybedip yeniden kavuşma’ hikâyesi.
Henüz 20 yaşında bile olmayan iki genç, ki farklı iki dünyanın insanı onlar, bir yaz karşılaşır, ilk bakışta aşık olur ve tüm tatili birlikte geçirir. Fakat trajik hatta travmatik biçimde yolları ayrılır.
Yıllar sonra biraraya geldiklerinde, aralarındaki tutkulu aşk yeniden alevlenir. Ancak ikisinden birinin gerçek aşk ve sınıfına uygun hareket etmek arasında seçim yapması ve bunun sonuçlarına katlanması gerekecektir.
Uzun zamandır evde olduğu halde güzel kapağı sayesinde dikkatimi çekti bu kitap. Arka kapak yazısını okuduğumda güzel bir kitap okuyacağımı tahmin ettim ama bu kadar güzel olabileceğini düşünmemiştim. Kesinlikle mükemmel bir kitaptı.
Çok genç yaşta yaz tatili sırasında tanışan Noah ve Alison tutkulu bir aşk yaşarlar. Fakat Alison'un ailesinin baskıları ve sınıf farklılıkları yüzünden ayrılırlar. Alison başka bir yerde yaşamaktadır, evine döner ve birbirlerini bir daha görmezler. 20 yaşında bile olmayan Noah ile Alison'un yolları 30lu yaşlarda tekrar kesişir. Nişanlı olan Alison acaba Noah'a geri dönecek mi?
Burada Noah'ın Alison'a söylediklerini paylaşmak istiyorum;
"ilişkimiz kolay olmayacak. gerçekten zorlu olacak ve buna her gün katlanmak zorunda kalacağız ama ben bunu istiyorum! 

çünkü seni istiyorum. senin tamamını sonsuza dek istiyorum! benim için bi şey yapar mısın? lütfen benim için hayatının 30-40 yıl sonrasını gözünün önüne getirmeye çalış. eğer o adamla görüyorsan git! seni bir kez kaybettim ve eğer gerçekten istediğin oysa seni bir kez daha kaybetmeye dayanabilirim ama sakın kolay yolu seçme."
Gerçekten çok etkileyici bir aşk hikayesi... Kitabı ilginç kılan, kendine hayran bırakan nokta ise bu anlattığım kısım değil. Asıl hayranlık duyduğum nokta birlikte yaşlandıklarında yaşadıkları. Okuyanlar var ise ne demek istediğimi anlamıştır. Okumayanlara detay vermeyeceğim ama mutlaka okusunlar. Bana göre bir baş ucu kitabı olabilir, defalarca okunabilir bir kitap.
Bu kitabı okurken internette gezindiğim bir gün bir çok kişinin en sevdiğiniz filmler sorusuna The NoteBook cevabını verdiğini gördüm ve filmi merak ettim. The Notebook hep ismini duyduğum bir filmdi ama filmler konusunda çok kötüyüm, izleyemiyorum. Ve bir çok kişinin en sevilen filmlerinde üst sıralarda olan bu filmin Defter kitabının filmi olduğunu öğrendim. Kitabı bitirip filmi de izledim arkasından. Film de muhteşemdi, ikisini de tavsiye ederim. Ama önce kitabı okuyun derim.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Yalnızlığın Kıyısında / Luanne Rice

Arka Kapak Yazısı
Neve Halloran ve kızı Mickey, kendine has bir güzelliği olan Rhode Adasına karşı özel bir sevgi beslemektedir. Bu sevgi, Neve'in Mickey'e sahilde ilk adımını atmasında yardımcı olmasıyla başlamıştır. Şimdi Mickey yetişkin olma yolundadır ve Neve, güvenilmez babasının gidişinin ardından kızının mutlu olmasını sağlamak için elinden geleni yapmaktadır.
Mickey, duygularını ve düşündüklerini kimseyle kolay kolay paylaşmayan, yalnız bir delikanlıyla kadınlığa ilk adımını atacaktır. Neve ise acı bir kaybın kederini yıllardır içinde taşıyan ve kendini sahili korumaya adamış bir adamla beraberlik yaşayacaktır.
Kış bahara, bahar yaza döndüğünde, çok uzun süredir derinlerde olan bir sır, bu küçük kıyı kasabasını canlandırır. Geçmişin izlerini ve onların bitmek bilmeyen yankılarını taşıyan deniz, umuda ve yeni başlangıçlara işaret edecektir.
"Unutulmaz karakterler."
Publishers Weekly
"Luanne Rice bir kez daha aşkın, kaybetmenin ve kefaretin bir arada olduğu bir hikâyeyi ilmek ilmek dokumuş."
Booklist
"Luanne Riceın seçkin bir tarzı, keskin bir bakış açısı ve gerçek bir sıcaklığı var."
San Francisco Chronicle
Bu kitaba başlarken kitabın ismi, kapağı gibi nedenlerle klişe bir aşk hikayesi okuyacağımı sandım. Ama konusu ile beni çok şaşırtan bir kitap oldu. Olaylar gerçek mi araştırmadım ama çok etkilendim. Çok çok güzel bir kitaptı.
Neve Halloran ve kızı Mickey Rhode Adasında yaşamaktadır. Neve'in eski eşi boşandıktan sonra kızı ile yeterince ilgilenmemiştir. Babasının ilgisizliği, çocukluktan genç kızlığa geçişte arkadaşları ile yaşadığı sorunlar Mickey'i sorunlu bir genç olan sörfçü Shane ile yakınlaştırır. 
Tarih, sanat ve çevre koruma ile ilgili konular içeren güzel bir konusu var. Çok uzun yıllar önce Rhode Adası kıyılarında batan bir denizaltı ile ilgili bölümler çok etkileyici idi. Yine keşke bitmeseydi dediğim kitaplardan biri.

4 Mayıs 2014 Pazar

Rimmel London Nail Rescue Save Me 14 Day

Rimmel London 14 Günlük Bakım Ojesi
Bu çabuk kırılan, yumuşak tırnaklar için sertleştirici bakım ojesini Seçil'de görmüştüm. Açıkçası tam bana göre değil, nedenlerini az sonra anlatacağım ama hemen her ojemin altına baz ojesi sürdüğümden bu amaçla kullanırım diye aldım.
Bu ojeyi / cilayı ilk gün tek kat sürüp ertesi gün 2. katı sürüyorsunuz. Sonra 7 gün tırnakta beklemesi gerekiyor. 7 gün sonra silip yeniden bir kat ve ertesi gün 2. kat şeklinde sürüp aynı süreci tekrar ediyoruz. 14 gün sonra da temizleyip kullanmaya ara vermek gerekiyor. 
Ben sürekli oje sürdüğümden 7 gün cila ile beklemem pek mümkün olmuyor. En fazla 3-5 gün dayanabilince ben de oje bazı olarak kullanmaya karar verdim bu cilayı / ojeyi. 
Her ojemin altına mutlaka uyguluyorum ve bu şekilde bile tırnaklarım daha güçlendi. Açıkçası çok sert tırnak sevmiyorum ve bu şekilde kullandığımda daha dayanıklı ama çok sertleşmeyen tırnaklarım oldu. Eğer sert tırnak seviyorsanız bu bakım ojesini denediğinizde siz talimatlara uyarak kullanırsanız iyi edersiniz.

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Ömrüm Senindir / Nora Roberts

Peş peşe kitap yorumları yapıyorum ama sanmayın bu kitapları peş peşe ve hızlı okudum. Bu kitaplar bir kaç aydır yazılmayı bekliyordu sadece. Bu kitabı da sanırım Şubat ayında okumuştum :)
Arka Kapak Yazısı
New York Times çok satan yazarı Nora Roberts, sizi Connecticut'ın en gözde evlilik planlama şirketi Vows'un kurucuları Parker, Emma, Laurel ve Mac'le son bir macera yaşamaya çağırıyor.
Parker Brown arkadaşlarının çocukken oynadıkları oyunu rüyalarının işine çevirmiştir. Ve artık Vows'un yüzü odur - her gelinin taleplerini karşılar; bütün işlerin zamanında halledilmesini sağlar; Emma'nın romantik çiçeklerinin, Laurel'ın nefis ikramlarının ve Mac'in çarpıcı fotoğraflarının göz alıcı bir şekilde bir araya gelmesinden sorumludur. 
Rüyaların gerçeğe nasıl dönüştürüleceğini çok iyi bilir… Tamirci Malcolm Kavanaugh her şeyin nasıl işlediğini çözmeye bayılan biridir ve Parker Brown da bir istisna değildir. Ancak Parker'ın erkek kardeşi onun iyi bir arkadaşıdır ve Mal bu küçük flörtün bir beraberliğe dönüşmesinin ciddi bir adım olduğunun farkındadır.
Uzun bir süredir hiçbir erkek Parker'ın ilgisini çekmemiştir ama kuzguni saçlarıyla motosiklet sürücüsü Mal, görünen o ki bu konuda oldukça hünerlidir. Tutkulu öpücükleri, Parker'ı ona karşı bir şeyler hissetmesine neden olacak kadar gafil avlar. Parker işinde risk alırken her zaman gözü karadır ama bu defa hayatının şansı için kalbini ortaya koymalıdır.
Ablamın Nora Roberts sevgisi sonucu bir Nora Roberts kitabı daha okudum. Okumadığım 1-2 kitabı kalmıştır zaten :) 
Ömrüm Senindir Gelin serisinden bir kitap. Parker, Emma, Laurel ve Mac çocukluktan beri arkadaşlar ve Connecticut'ın en gözde evlilik organizasyonları yapan şirketini yönetmektedir bu 4 arkadaş.  Serinin daha önce çıkan diğer kitaplarında Emma, Laurel ve Mac'in hayat ve mutluluk hikayelerini öğrendik. Sıra Parker'da :)
Bu kitapta Parker ve Malcolm'ın hikayesini okuyoruz. Malcolm Parker'ın erkek kardeşi Del'inde yakın arkadaşı.
Serinin bütün kitapları gibi bu kitapta çok güzeldi. Esprili diyalogları, kitaptaki arkadaşların ilişkileri, yakınlıkları. Yine çok severek okuduğum ve bitmesine çok üzüldüğüm bir kitap daha oldu.
Siz Nora Roberts kitapları okudunuz mu? En çok hangisini sevdiniz?

Essence Urban Messages Nightline Oje

Şişede ilk gördüğümde ışıltılı bir siyah oje olduğunu düşünmüştüm. Sürene kadar da siyah olduğunu sanıyordum. Hiç alıcı gözle bakmamışım, incelememişim demek ki. 
İçerisinde minik mavi - mor ışıltılar olan siyah tabanlı  harika bir oje. Tırnaklarımda görmüş olduğunuz 2 kat uygulanmış hali. Sürmesi kolay bir oje.  
Benim tırnaklarımın yapısı ile ilgili sanırım,  çabuk kurumadı. Essence'in hemen hemen bütün ojeleri ben de çabuk kurumuyor maalesef.  2 gün kadar tırnaklarımda kaldı. 
Essence'in eski bir koleksiyonundan, sanırım satıştan kaldırıldı bu oje (koleksiyon) .

2 Mayıs 2014 Cuma

Bitenler #47

Dove Kuru ve Kabaran Saçlar İçin Saç Kremi; Çok umudum olmayarak kullandım ama benim kolay kolay açılmayan saçlarımı bile yumuşatıp kolay taranmasını sağladı.
Avon Care El Kremi; Avon'un el kremlerini seviyorum.  
Bargello Parfüm (Chanel Chance); Daha önce orjinalini de kullandığım bi parfümdü. Bargello'dan ara ara parfüm alıyorum, daha önce kullandığım kokuları alıyorum genelde ve seviyorum.
Colgate Optic White; Colgate Total ile birlikte dönüşümlü kullanıyorum, Total'i daha başarılı buluyorum.
Essence Mattifying Kompact Pudra; Ohh, makyaj ürünü bitirdim ben :) Yazısı burada
Isana Süt ve Ballı Duş Kremi; Kokusu harika, vücudu da kurutmuyor. Fiyatı çok uygundu bir kaç tane almıştım. Severek kullandım.
Watsons Burun Bandı; Bir sürü bant denedim ama uygun fiyatı ve performansı nedeni ile en çok sevdiğim bu burun bandı oldu.
Far paleti; Yurt dışından gelmişti, çin malı. Markası çabuk silindi. Farlar çok güzeldi aslında ama çok uzun zamandır benimle. Çöpe gitti.
Golden Rose Holiday Oje 62; Çok güzel bir oje. Dibini bulmadan rahat etmedim. Yazısı burada
SebaMed Intimate Şampuan; Bu tarz ürünleri sürekli kulanıyorum. Bu amaçla ilk kullandığım marka Sebamed'dir. Şu an daha uygun fiyatlı başka markalar kullanıyorum.
Kayısı ve Badem Yağlı Çamur Maskesi; Kullandıktan sonra yüzümü yumuşacık yapan hoş kokulu bir maske.
Colgate Total Diş Macunu; Favori diş macunumdur. 
Bepanthen Plus; Her eve lazım :)
Kiehl's Vanilla & Cedarwood Vücut Losyonu; Keşke bitmeseydi :) Yazısı burada
Sebamed Saç Dökülmesine Karşı Şampuan; Deluxe boy. Saçlarımı çok sertleştirdi. 

1 Mayıs 2014 Perşembe

İkiz Bedenler / Tess Gerritsen

Arka Kapak Yazısı
Dr. Maura Isles, deyim yerindeyse hayatının en tehlikeli olayına tanık olmak üzeredir. Yüzleşeceği seri katil beraberinde çok gizli sırları açığa çıkartacak. Cerrah ve Günahkar adlı romanların devamı olan bu muhteşem gerilim romanında Jane Rizzoli serisinin yeni hikayesine tanık olacağız.
Dr Maura Isles, geçimini kadavraları incelemekle sağlamaktadır. Metropolitan Cityde patoloji uzmanı olarak çalışan Isles, normal bir insanın hayatında göremeyeceğinden çok daha fazla ceset görmüştür-bunların çoğu hunharca katledilmiş insanların cesetleridir. Fakat daha önce hiç kanının çekildiği, dona kaldığı, tansiyonunun düştüğü bir vakayla karşılaşmamış olan Mauranın karşısındaki cesedin duruşu bile onu korkutmaya yetmiştir. Çünkü daha önce önünde uzanan cesetlerden hiç biri onun cesedi olmamıştır.
Her şey ortadadır. Gözleri önünde yatan cesetten daha gerçek bir delil yoktur. Jane Rizzolide cesedin Mauranın evinin önünde ölü bulunduğunu söyler. Cesetteki tüm uzuvlar Mauranın vucudundakilerle neredeyse örtüşmektedir. Daha da korkunç olanı, Mauranın ve cesedin doğum tarihi ve kan grubu tıpatıp aynıdır. Şoktaki Maura için son seçenek, DNA testi olacaktır fakat testin sonucu daha da şoke edicidir: Ceset Mauranın ikiz kardeşidir. Şimdiden karanlık, tehlikeli ve rahatsız edici bir cinayet davasına dönen olay arkasında bir çok karanlık sırrı da barındırmaktadır.
Cevapların peşine düşen Maura, bir sahil ilçesi olan Mainee gider. Burada da onu korkunç süprizler beklemektedir. Herşeyden daha ürkütücü olanı ise, etrafta kol gezinen seri katilin, cinayetlerine de durmak bilmeden devam etmesidir. Katliamı durdumak ve geçmişi hakkındaki bu karanlık sayfaları aydınlatmaya çalışan Mauranın ilk işi hiç kimsenin bilmediği, bu güne kadar görmediği gizli annesini bulmak olacaktır.
"Sizi her zaman soluksuz bırakmayı başaran Gerritsenden muhteşem bir roman"
-The Philadelphia Inquirer
"Tess Gerritsenin ne kadar iyi korkutabileceğini göreceksiniz. Eliniden bırakamayacak, sinirlerinizi kontrol edemeyeceksiniz."
-HARLAN COBEN
Tess Gerritsen özellikle de kitap paylaşımı yapan blogger arkadaşlarım sayesinde kitaplarını çok merak ettiğim bir yazardı. Bir türlü fırsat bulup okuyamamışken Sevgili Cangz bana bu kitabı hediye etti ve ben de ilk Tess Gerritsen kitabımı okudum. Ve çok sevdim. Devamı da gelir umarım en kısa zamanda.
Bu kitabı okurken tüylerim diken diken oldu, başından sonuna kadar heyecan, gerilim, merak bir an bil azalmadı ve soluksuz okudum. Aslında bu kitap bir devam kitabıymış -sanırım-, ama öncesinde başka bir kitap varmış gibi havada başlamadığı için bunu farketmedim.
Dr. Maura Isles, patoloji uzmanı olarak çalışıyor ve işi kadavraları incelemek. Konumuz da Dr. Maura Isles'in evinin önünde bulunan bir kadın cesedi ile başlar. Bu cesedi farklı kılan ise Dr. Maura Isles'e tıtatıp benzemesi, üstelik doğum tarihinin ve kan gruplarının aynı olmasıdır. Yapılan araştırmalar bu cesedin Maura'nın hiç tanımadığı ikiz kardeşi olduğunu ortaya çıkarır. Bu olayla ilgili bağlantılı cinayetler devam eder ve Maura hiç tanımadığı ailesini özellikle de annesini bulmaya karar verir.
Kitabı okuyalı epey bir zaman oluyor aslında ama şimdi yazarken bile konuyu hatırlayıp geriliyorum. Gerçekten çok sürükleyici bir kitap. Diğer Tess Gerritsen kitaplarını okumak için de sabırsızlanıyorum.