30 Haziran 2014 Pazartesi

Okudum; Geyikli Park - Sunay Akın

Falih Rıfkı Atay'ın Ateş ve Güneş adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle Çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz:
"Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale'ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik."
Oysa Çanakkale'yi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 Temmuz 1915'te Sirkeci'den trenle yola koyulur. Davete, aralarında İbrahim Çallı, Enis Behiç, Hamdullah Suphi, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaattin, Nazmi Ziya ve Mehmet Emin'in de olduğu on yedi kişi katılır. "Heyet-i Edebiye" olarak anılan grup, bir İngiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen Namık Kemal'in Bolayır'daki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.
Davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı Çanakkale Savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. Ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. Tevfik Fikret, başucunda duran Çanakkale'deki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…
Ve Sunay Akın, Çanakkale'den bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. Hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, Geyikli Park subaya geç kalmış bir özürdür adeta. 
(Tanıtım Bülteninden)
Sunay Akın konuştuğu zaman hayranlıkla dinleyenlerdenim. Bu kitabı da konuşur gibi yazmış, ben de hayranlıkla okudum. O kadar güzel anlatmış ki olayları şaşkınlıkla, hayranlıkla okuyup ben bunu bilmiyordum diyorsunuz. Zaten açıkçası tarih pek sevmem. Ama bu kitabı okuyunca anladım ki konu benim tarih sevmemem değilmiş tarihi sıkıcı ve tek düze anlatanlarmış, yazanlarmış.
Çanakkale Zaferini anlatıyor bu kitap ama bambaşka yönleri ile, bilmediğimiz kahramanları ile. 
Oyuncak müzesi, Tokyo Camii, Çanakkale Zaferi, Gezi Parkı, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Tevfik Fikret, Haremağası Nadir Ağa, Tarkan filmlerindeki ahtapot, milli bisikletçimiz Cavit Çav, Cervantes, Türkan Saylan ile ilgili bir sürü ilginç, bilmediğimiz, duymadığımız hikayeler var bu kitapta.
Çok yalın bir dille ve sürükleyici bir kurgu ile anlattığı için hiç sıkılmadan okunuyor. Bu yüzden çok, çok tavsiye ettiğim bir kitap. O kadar çok bilgi yüklü ki, ben de ilk fırsatta tekrar ve sindire sindire okumak istiyorum.

9 yorum:

  1. okumak isteyip unuttuğum kitaplardandı, hazır okumaya bolca vakit bulacağım zamanlarda aklıma gelmesi harika oldu! :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir kitap canım, oku mutlaka :)

      Sil
  2. Harika bir kitap gibi duruyor, mutlaka okumak lazım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çok güzel, okumak lazım :)

      Sil
  3. Benim sırada bekliyor ihşallah okunacak.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım okur ve seversin canım :)

      Sil
  4. Sen okuduğun kitapları paylaştıkça ben kendime kızıyorum az kitap okuduğum için :)) Merak ettim bu kitabı da.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok seveceğine eminim bu kitabı, mutlaka okumalısın:)

      Sil

Yorum bıraktığınız için çok teşekkür ederim.
(Yorumlarınıza lütfen link eklemeyin, yorumlarınıza link eklediğinizde yayınlanmayacaktır. GFC hesaplarınıza bloglarınızı eklerseniz isminize tıkladığımızda bloglarınıza ulaşabiliyoruz.)