21 Ocak 2013 Pazartesi

Bitenler #34

Nerede ise 1 haftalık yazı planladım ve son yazım da cuma yayınlandı. Evde yatılı misafir, onunla dışarı planları, hastalık, depresyonumsu ruh halleri v.s. derken, iyi ki geçen haftalarda yazı planlamışım, yeni yazı yazmaya hiç fırsatım olmadı, keyfim de yoktu. İlk defa blogum bu kadar uzun süre yazısız kalmış oldu :(
Alışkın olmayan, farkeden, gelip gidip yazı bulamayınca mail atıp nasıl olduğumu soran arkadaşlara teşekkür ederim.
34. bitenler yazımı yazıyorum ama yine aynı şeyi söyleyeceğim ''Bitmiyor arkadaş, ne yapsam bitmiyor, daha çok ürün bitirmek istiyorum ben, özellikle de makyaj malzemesi''
Nude Şampuan; Yazısı burada
Colgate Total Diş Macunu; Olmazsa olmazım.
Revlon Ruj; Çok çok sevdiğim bir rujdu, çok eski bir seri galiba. Bir arkadaşım hediye etmişti. Bitmesine çok üzüldüm :(
Alix Avien Manikür Jeli; Yazısı burada
Fotoğrafta gördüğünüz siyah kare kağıtta biten tırnak stickerımın kağıdı. Evet, ben tırnak stickerı da bitirdim :)
Bu haftalıkta bitenler bunlar.
Sevgiler ♥♥♥

18 Ocak 2013 Cuma

Cam Çocuk / Jodi Picoult

Sürekli bir şeyler kırılır.
Bardaklar, tabaklar, verilen sözler, yürekler... Buzu kırabilirsiniz; dalgaları da; sessizlik bile bir anda paramparça olup dağılır. Zin­cirler kırılır; bağlılıklar, dostluklar, yeminler...
Kısacası yaşamdaki birçok şey kırılgandır. En çok da yaşamın kendisine yönelik bağ...
Kırık dökük bir hayatın içinde osteogenesis imperfecta hastalığıyla dünyaya gelen bir bebek: Cam Çocuk Willow. Sayısız kırıkları sarmaya çalışan bir anne: Charlotte. Buz gibi görünümü altında parçalanan bir baba: Sean. Kardeşinin kırıkları altında ezilen bir diğer kız: Amelia. Ve Charlotte'nin biricik arkadaşı ve doktoru: Piper. Buzun üstünde gezinen bu karakterlerin etik ve kişisel karar­larla ilgili söyleyecek çok sözü olacak.
Jodi Picoult Cam Çocuk'ta bir kez daha edebi dehasıyla son derece kaygan bir zeminde önemli ve kışkırtıcı sorulara yanıt arıyor.
"Picoult kestirilemez bir ihtişamla yazıyor. " "Picoult abartılması güç derecede iyi yazıyor. "
Stephen King
"Picoult sıcak konulara parmak basmakta üstatlaştı, hatta kahin seviye­sine geldi. Bizi doğru ve yanlış üzerine düşünmeye zorlayışı karşısında afallamamak imkansız. "
The Washington Post
Cam Çocuk evdeki kitaplarımı düzenlerken bulduğum bir kitaptı. Kimbilir ne zamandır evde?  Sıkıcı olabilir diye, ağır kitaplar bölümüne aldım. 490 sayfa bir kitap olarak evet çok ağır :) Ama o kadar sürükleyici, o kadar güzel bir kitap ki! Bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında ''en iyiler'' kategorisine alacağım bir kitap.
Konu değişik, bildiğimiz, sürekli rastladığımız bir konu değil. Bir an bile sıkılmadan, aynı tempo, aynı heyecanla okudum. Ve bitiminde çok ağladım. Beklemediğim sondu!
Yazarı tanımıyordum, kitabı ve yazarı araştırmadan direkt kitaba başladım. Konuyu bir kaç karakterin ağzından o kadar güzel yazmış ki, yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
Kitaba adını da veren Cam Çocuk Willow OI (Osteogenesis Imperfecta) hastası. Dünyaya geldiğinde bazıları anne karnında bazıları da doğum esnasında oluşan kırıklarla doğan, bu hastalık neticesinde kırılgan ve pamuklara sarmalanıp zorlukla büyütülen bir çocuk.
Anne Charlotte'un kızı Willow ile ilgili şu sözleri çok güzeldi; 
''Sen Willow'dun işte, saf ve basit. Senin gibi başka bir insan daha olamazdı. Seni kollarımın arasında incinmemen için sarıldığın köpükle birlikte kucağıma ilk aldığım anda kavramıştım; Ruhun bedeninden çok daha sağlamdı ve doktorlar bana tekrar tekrar ne derse desin, her zaman kırıkların nedeninin de bu olduğuna inandım. Bir dünya kadar büyük bir yüreği hangi iskelet tartabilirdi ki?''
Hala kitaptan bahsederken, hem okuduğum için mutluluk duyduğum, hem konudan ve beklenmedik sondan dolayı çok üzüldüğüm bu kitabı okuyun derim. Öyle güzel ki!
Sevgiler ♥♥♥

Cecile #70 & Flormar #41

Cecile #70 ojemi sürdüm, ojenin kurumasını bekliyordum. Oje tırnaklarımda kabardı, baloncuklar ve dalgalanmalar oluştu. Oje bozulmuş anlayacağınız, fakat çıkarmaya da üşendim. Ben de üzerine baskı ile desen yapmaya karar verdim.  
Flormar #41 sarı oje ile çiçek desenleri yaptım. Desen biraz ince olduğundan belli belirsiz oldu. Yine de beni o günlük idare etti. 

17 Ocak 2013 Perşembe

Golden Rose Jolly Jewels #116

Golden Rose Jolly Jewels #116 no'lu ojeyi yılbaşında kullandım. Zaten tam yılbaşı rengi. Kırmızı taban üzerine kırmızı/altın rengi pullar ve siyah simlerden oluşan şahane bir oje.  
Tırnaklarımda gördüğünüz 2 kat uygulanmış hali. Kırmızı bir ojenin üzerine de uygulanabilir. Kuruması biraz zor, uçlardan biraz çabuk soyuluyor ve çıkarması epey dertli. Yine de tekrar tekrar süreceğim bir oje, bayıldım görünüşüne. 
Jolly Jewels ojelerden bir kaç rengim daha var, en kısa zamanda onları da kullanmak istiyorum.
Sevgiler ♥♥♥

16 Ocak 2013 Çarşamba

Elmas Kurabiye


Yılbaşında ilk olarak şeker hamurlu kurabiyelerden yapmak istedim. Daha sonra beni uğraştıracağını düşündüğüm için vazgeçtim ve daha önce 2 blogger arkadaşımın postarında gördüğüm Elmas Kurabiyeyi yapmak istedim. İlk gördüğüm blogu hatırlayamadım, google aramalarımda da çıkmadı. 2. gördüğüm blog yani Sevgili Seyyah Gül'ün tarifi ile yaptım.
*1 paket margarin    *1 çay bardağı pudra şekeri
*1 çay bardağı toz şeker    *3 çorba kaşığı kakao
*1 yumurta    *1 paket kabartma tozu
*1 tutam tuz    *3-4 su bardağı un
*Biraz nutella

Uygun bir kaseye oda sıcaklığında beklettiğimiz margarini (ben 3/4 margarin, 1/4 tereyağ kullandım), pudra şekerini ve yumurtayı ekleyip elimize karıştıralım. İçine kakao, kabartma tozu, tuz ve unu ekleyelim( unu 3 bardak koydum, hamurun durumuna göre un ekledim daha sonrasında)  Kulak memesi kıvamında bir hamur elde edene kadar yoğuralım. Toz şekeri yayvan bir tabağa alalım. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp üstüne bastıralım. Parmağımızla ortasına bir çukur oluşturup bütün parçaları toz şekere bulayalım. Önceden ısıtılmış fırında pişirelim. Fırından çıkardıktan sonra biraz ılınmasını bekleyelim ve ortalarına nutella ekleyip servis yapalım.
Gerçekten pek güzel oldu. En üstteki fotoğrafta arada 1 tane boşluk var, çünkü dayanamayıp onu nutellasız yedim :)
Denerseniz şimdiden afiyet olsun.
Sevgiler ♥♥♥

14 Ocak 2013 Pazartesi

Zahir / Paulo Coelho

"Seni kendimden bile daha çok seviyorum." Eğer bunu söyleyebilirsem kendimle barış içinde yaşamayı sürdürebilirim, çünkü bu aşk beni rehin aldı. 
Ünlü, başarılı, zengin bir yazarın savaş muhabirliği yapan karısı Esther bir gün ansızın ortadan kaybolur. Esther kaçırılmış mıdır, öldürülmüş müdür, yoksa kocasını mı terk etmiştir? Çok sevdiği karısını bulmak için yanıp tutuşan yazar, Estherin en son birlikte görüldüğü Kazak genci Mikhaille birlikte Fransadan İspanyaya, Hırvatistandan Orta Asya steplerine uzanan bir yolculukta bulur kendini. Bu büyülü yolculuk giderek bir iç yolculuğa dönüşecek, yazar yazgının gücü ve aşkın doğasını yeniden keşfedecek, yaşamına yeni değerler biçecektir... Günümüzün en çok okunan yazarlarından Paulo Coelho, daha önce yayınlanan Simyacı, On Bir Dakika, Veronika Ölmek İstiyor gibi romanlarından sonra Zâhirde de, okurlarını bir ruh yolculuğuna çıkarıyor. Zâhiri okuduğunuzda, kendinizi daha derinden tanıyacaksınız.
Evde uzun zamandır (yıllardır) okunmayı bekleyen bir kitaptı Zahir. Hep ağır olabileceğinden, sıkılabileceğimden endişelenip okumamıştım. Sonunda kitap kulelerimi yapıp evdeki bekleyen kitaplarımı okumaya karar verince Zahir'i de okumuş oldum. İyi ki de okumuşum. Bunca yıldır neden okumamışım diye de üzüldüm.
Özellikle çik-litlere alışınca bu tarz kitaplar ağır geliyor, baştan söyleyeyim. Yine de kaliteli edebiyat veya klasik diyebileceğim bu kitap mutlaka okunmalı diye düşünüyorum. (Siz öyle düşünmeyebilirsiniz, zaten ben kendime diyorum, oku diye :D)
Kitabın nerede ise yarısına kadar çok kolay okudum, çok akıcı bir dille yazılmıştı, konu sürükleyici idi. Fakat daha sonra biraz karışsa da yine de sevdiğim bir kitap oldu. Derin bir konu, İçsel bir yolculuk... Çok güzel anlatılmıştı. 
Altını çizdiğim bazı satırlar vardı, onlar size kitabın güzelliği ile ilgili bir bilgi verebilir;  
*''Yanlış dostlar sadece zor zamanlarda üzgün destekleyici yüzleriyle ortaya çıkıyorlar, aslında bizim acımız onların mutsuz yaşamlarında bir anlamda teselli görevi görüyor.''
*''Eğer yalnız değilsek, o zaman gittiğimiz yolun yanlış bir yol olduğunu anlamak ve yönümüzü değiştirmek için daha fazla gücümüz oluyor.''
*''Bir mezar taşı yazısı seçmem gerekirse? Şunların yazılmasını isterdim: Hala yaşarken öldü. Bu bir açıdan çelişkili gibi görünebilir, ama çalışmayı, yemek yemeyi ve her zaman ki sosyal faaliyetlerine katılmayı sürdürseler bile yaşamayı bırakan bir sürü inan tanıyordum. Her şeyi otomatik yapan, her yeni günle birlikte gelen büyülü anları unutan, yaşamın gizemi hakkında düşünmeyi asla bırakmayan, bir sonraki dakikanın bu gezegende yaşadıkları son dakika olabileceğini asla anlamayan insanlar.''
*''Güneşin, denizlerin, rüzgarların enerjisinden yararlanabiliriz. Ancak, insanoğlunun sevginin enerjisinden yararlanmayı öğrendiği gün, ateşin keşfedildiği gün kadar önemli olacak.''
*''Öğrenmemiz gereken her ne ise daima bizden önce orada olur. Tanrı'nın bizi nereye yönlendirdiğini ve bir sonraki adımımızın hangisi olması gerektiğini bulabilmek için biz sadece saygı ve dikkatle çevremize bakmalıyız. Aynı zamanda sırlara da saygı duymayı da öğrendim: Einstein'in söylediği gibi, Tanrı evrenle zar oyunu oynamaz, herşey birbiri ile bağlantılıdır ve herşeyin bir anlamı vardır.''
İyi ki daha da geç kalmadan okudum bu kitabı.
Sevgiler ♥♥♥

Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu / Melissa Senate

Holly aşk ve iş hayatında yaşadığı sorunlardan kaçmak için bir sığınak gibi gördüğü Mavi Yengeç Adasındaki Aşk Tanrıçasının Yemek Okulunu işleten büyükannesinin yanına döner. Kısa süre sonra çok sevdiği büyükannesinin ölümüyle ona sunulan yeni hayata sımsıkı sarılır. Fal bakma yeteneği ve muhteşem yemekleriyle adada oldukça ün yapmış büyükannesinin bu mirası Hollynin tutunacağı güçlü bir dal gibidir. Bu görev aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirir ada halkına umut dağıtıp yaşam gücü veren Aşk Tanrıçasının Yemek Okulunu ayakta tutmak zorundadır. Bu konuda yeteri kadar tecrübesi olmayan Hollynin elinde ona yol gösterecek iki şey vardır büyükannesinin dilek ve hatıralarla yarattığı muhteşem yemeklerle dolu tarif defteri ile masalsı bir geçmişe ışık tutan günlüğü...
Bu aralar daha önce yapmadığım bir şeyi yapıyorum kitap okurken; İki kitap birden okuyorum. Biri ağır, beni zorlayabilecek, klasik diyebileceğimiz kitaplardan oluyor, diğeri de akıcı, kolay okunan, düşünmeye sevketmeyen, oku-geç kitaplardan oluyor. 
Bu kitabı da kolay okuyabileceğim bir kitap olarak seçtim ve yanılmadım. 
Okuduğunuzda sanki bunu okudum ya da bunun gibi kitaplar okudum demeniz kuvvetle muhtemel; çünkü Maeve Binchy ya da Debbie Macomber kitaplarının tarzında. 
Tabi bu anlattıklarıma bakarak kitabı sevmedim sanmayın, ben de zaten tam böyle bir kitap okumak istiyordum, kitapta tam beklediğim gibiydi. 
Bir de kitabı alma nedenlerimden biri kitabın ismi, biri de kapağıydı doğrusu :)
Dediğim gibi bu tarz kitapları seviyorsanız bir şansı hakediyor.
Sevgiler ♥♥♥

12 Ocak 2013 Cumartesi

Golden Rose Sweet Color #53


Bu oje Sevgili Aslı'nın hediyesi idi. Minik şişeli bir oje.
Kremsi yapıda, sürümü kolay bir oje. Tırnaklarımda 2 kat uygulanmış halini görüyorsunuz. Ojeyi sürüp hemen yattığımda kuruması ile net bilgiye sahip değilim, zaten yorgan izi olmuş ojelerim. 
Yorgan izlerinden rahatsız olunca ojemi stickerlarla hareketlendirdim. 
Tırnaklarıma bahar geldi :)
Sevgiler ♥♥♥

11 Ocak 2013 Cuma

Tavuklu Rulo Börek

Tavuklu Rulo Börek Ablamın yaptığı, bizim de yemelere doyamadığımız bir börek. Geçen bir misafirimiz geleceğinden malzemeleri alındı, fakat misafirimiz gelmekten vazgeçti. (Hayır, sinirli değilim, gerçekten:/) Biz de kendimiz için yaptık, yedik.
Malzemelerimiz;
*3 adet yufka          1 paket tavuk budu (bizim kullandığımız pakette 2 adet vardı)          *tuz, tane karabiber, istediğiniz baharat     *Bir avuç kadar iri parçalar halinde ceviz içi
*Yarım çay bardağı sıvıyağ         *1 çay bardağı su
Tavukları tane karabiber de attığımız suda haşlayıp didikliyoruz. Tuzunu, baharatlarını atıp, cevizi ekleyip iyice karıştırıyoruz. (Dikdörtgen) Fırın tepsisini yağlayıp yufkayı kenarları dışarı taşmayacak şekilde seriyoruz. Yağ ve su karışımından sürüyoruz. Diğer yufkaları da üstüste serip yağ ve su karışımından sürüyoruz. Fırında üzeri iyice kızarana kadar pişiriyoruz.
Fırından çıkardığımız yufkaların üzerine 3-4 kepçe tavuk suyu gezdiriyoruz. Tavuk suyunu iyice çekmesi için 15 dk. kadar bekletiyoruz. Tavuklu karışımdan yufkanın üzerine serpiyoruz ve yufkayı dikkatlice sararak rulo haline getiriyoruz. Üzerine yağ, yoğurt veya yumurta sürüp iyice kızarana kadar fırında pişiriyoruz. Ilınca dilimleyip servis yapıyoruz. Afiyet olsun.
Seneler önce Ablam ilk yaptığında tavukla başı hoş olmayan ben ''ben onu yemem'' demiştim. Şimdi de olsa da yesek durumundayım. Denerseniz -seviyorsanız- tane karabiberini ve cevizini eksik etmeyin, onlarla çok, çok güzel oluyor.    
Ablamın ellerine sağlık ♥
Sevgiler ♥♥♥

9 Ocak 2013 Çarşamba

Aşk ve Çocuk / Maeve Binchy

Bir Maeve Binchy romanı okumak eski bir dostla sıcacık bir buluşmaya benzer. Aşk ve Çocuk, Maeve Binchynin en iyi romanlarından biri…
"Maeve Binchynin en iyi romanlarından biri. Birbirinden farklı bir grup insanı ahenkle ele alıyor; İrlandadaki yaşama özgü olaylar dizisi inandırıcı; romanın sonu da çok tatlı. İnsan, Frankie karakterini Binchynin bundan sonraki romanlarında da görmek istiyor."
Susan Rogers, Newark Star-Ledger
"Maeve Binchy hayranları ayakkabılarını bir tarafa fırlatacak, kendilerine güzel bir çay demleyecek ve koltukta kıvrılıp Binchynin sıcak dünyasına bir kez daha adım atacaklar. "
Melinda Bargreen, The Seattle Times
"Bir Maeve Binchy romanı okumak eski bir dostla sıcacık bir buluşmaya benzer. Binchynin klasik tarzıyla, küçük bir Dublin mahallesinde yaşayan ve aile, inanç ve topluluk bağlarıyla birleşen renkli ve eksantrik karakterler birbirlerinin yaşamına girip çıkıyorlar. Okurların bir kutu mendili hazır bulundurmaları gerekecek…"
Margaret Flanagan, Booklist
Maeve Binchy kitaplarını sıkıcı bulanların olduğunu biliyorum. Fakat ben öyle düşünmüyorum. Ben güçlü kişileri anlattığı için yani hayatı tersine giderken silkelenip kendine gelen, yeni bir yol çizen karakterlerini seviyorum. Konuları naif ve iyimser buluyorum, akıcı da bir dili var. Zaten okumadığım 1 kitabı kaldı sanırım ya da 2.
Bu kitapta dahil bütün kitaplarında konular birbirini andırıyor. Bu kitapta yardımsever ve birbirleri ile ilgili harika bir mahallede geçiyor. Okurken, o mahallede yaşamak istedim. Birbirleri ile alakasız gibi görünen bir sürü insanın kesişen hayatını çok güzel, akıcı bir şekilde anlatan bu kitabı çok sevdim.
Sevgiler ♥♥♥

6 Ocak 2013 Pazar

Bitenler #33

Avon Care Hydra Firming - Sıkılaştırıcı ve Nemlendirici Vücut Losyonu; Bir etkisini gördüm mü hayır, ama haftada 1 kere sürdüğüm birşeyden de etki bekleyemem. Düzenli kullandığımda belki de işe yarardı? 
Flormar Oje Kurutucu Spray; Yazısı burada Bitince yeniden alırım desemde farklı ürünler deneme ihtiyacına yenildim, elimde 2 farklı markadan kurutucu sprey var şu anda.
Alessandro Pedix 1 Dakikada Pedikür; Yazısı burada 
Alix Avien 2'li Far; Bu farın gri-inci beyazını kullanıp yine böyle dibine kadar bitirmiştim. Bu far da açık yeşil-inci beyazıydı. Yeşil kısmı düşüp parça parça olmuştu, inci beyazını da utanmasam daha kullanacaktım da, elimdeki diğer aynı ton farları görünce vedalaşmaya karar verdim.
Bir Not; Bu ara bir şey bitirmek imkansıza yakın benim için. Bitmiyor, bitmiyor, bitmiyor. Sinir bastı :) 
Sevgiler ♥♥♥

5 Ocak 2013 Cumartesi

Elca'dan Estee Lauder Alışverişi

Belki sizin haberiniz vardır, ben yeni öğrendim. Estee Lauder Company'nin (Elca) merkezi Ümraniye / Çakmak'ta Casper Plaza'da imiş. Evime oldukça yakın bir noktada yani. 
Sanırım Aralık ayının 11'inde idi, bir mail aldım. Casper Plaza'da 1 günlük indirim olacakmış. Bazı ürünlerde %60'a varan indirim varmış.
Ben biraz geç gittiğim için pek bir şey kalmamıştı. Aslında çok fazla birşey de almak istemiyordum zaten. Yine de indirimli fiyatlara dayanamadım ve bunları aldım.
Sumptuous Mascara ---> Normal Satış Fiyatı : 75TL civarı ---> Elca fiyatı: 45TL
Double Wear Fondöten ---> Normal Satış Fiyatı: 119TL civarı
---> Elca Fiyatı: 72TL
Benim Estee Lauder Casper Plaza indirimi ile ilgili ilk mailimdi, daha önce Clinique ve Mac indirimlerinde bu maili alanlar olmuş, onlar bana ulaşmadı. Gördüğünüz gibi fiyatlar süper, diğer markalarda indirim olduğunda da mail gelirse daha da süper olurdu. 
Sevgiler ♥♥♥

4 Ocak 2013 Cuma

Semerkant / Amin Maalouf

'Titanic'te Rubaiyat! Doğu'nun çiçeği Batı'nın Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydin!' Amin Maalouf, 'Afrikalı Leo'dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi... 
Amin Maalouf, Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü...
Uzun zamandır evde okunmayı bekleyen bir kitap Semerkant. Nedense karmakarışık günlerimde elim bu kitaba hiç gitmedi, sıkılırım gibi geldi okuyunca. Ama başlayınca hiçte öyle olmadı, boşuna korkmuşum. Özellikle ilk bölüm, doğunun ve Ömer Hayyam'ın dünyasına bir kapı araladığımız bölüm zamanda yolculuk gibi. Rubailerini hepimizin bildiği Ömer Hayyam'ın ne kadar çok bilgili ve sıradışı bir insan olduğunu öğrendim.  Dil çok akıcı, kolay okunuyor. Bir yanda aşk, bir yanda siyasi kavgalar. Benim gibi tarihi romanlardan kaçanların bile rahatlıkla okuyacağı bir kitap.
Kitabı seveceğimi düşünüp okumam için ödünç veren Sevgili Çiğdem arkadaşıma teşekkür ediyorum.
Sevgiler ♥♥♥


3 Ocak 2013 Perşembe

Birazcık Alışveriş; Stradivarius & Watsons

Uzun zamandır giyecek hiç bir şey almıyorum. Kafamda gerekli olduğunu düşündüğüm parçalar var, onları yakalarsam giyecek alışverişi yapıyorum. Onun dışında varsa yoksa kozmetik :(
2 kıştır hırkalara taktım, sürekli hırka giyiyorum. Bu sezon yine bir siyah hırka almak istedim, e her zaman lazım. Stradivarius'ta o kadar uygundu ki fiyatı almasam olmazdı.

Promosyon olarak üretilen bu hırka 20TL idi. Geçen sene de Stradivarius'un promosyon hırkalarından 3 tane almıştım (mint yeşili-pembe-kırmızı) ve sık sık giyip sürekli yıkamama rağmen hiç birşey olmadı hırkalarıma. 
Watsons'tan sadece ihtiyaç listemdekileri aldım. 
Muppet Show Susam Sokağı karakterli cep boy mendiller çok şeker ve pakette bir sürü var. Fısfısı da aldım ama, aklımda hep bir şey oluyor alırken sonra evde başka bir şeye lazım oluyor. Bakalım bu sefer ne için kullanılacak?
Sevgiler ♥♥♥

Bir Alışveriş; Yves Rocher

Yves Rocher'den ''%30 indirim ve orjinal boy allık'' mesajını aldım fakat Marmaris hazırlıkları ve Marmaris'e gidiş derken ne kadar aklımda da olsa uzun süre yararlanamadım. Kampanya yanlış hatırlamıyorsam Kasım ortası gibi başladı, ben Kasım sonuna doğru Marmaris'e gittim. Aralık ortası döndüğümde kampanyanın bittiğini düşünüyordum. Arkadaşım ile (Sevgili Hülya) buluşmuş, Buyaka'da gezerken kampanyanın devam ettiğini gördük ve ikimiz de kart sahibi olduğumuzdan hemen mağazaya girdik.

Yves Rocher Expert Repair Onarıcı Vücut Losyonu; Kuru ciltler için bu losyonu annem için aldım. Ben her türlü kremi kullanabiliyorum, cildim kuru olmadığından bir sorun yaşamıyorum. Fakat annemin cildi çok kuru, ona özel ürünler alıyoruz. 

21TL civarındaki bu krem indirim ile 15TLye geldi. Yanında da 39,90TL değerindeki orjinal boy allık hediye verildi. 

Böylece allık koleksiyonuma bir güzellik daha katıldı.
Sevgiler ♥♥♥

2 Ocak 2013 Çarşamba

Bir Alışveriş; Inglot

Ben yazana kadar indirim falan kalmadı ortalıkta ama 3 ürüne %50 indirim kampanyasından yararlandım ben de. Gerçi İnglot'un sitesinde kampanya ile ilgili duyuru hala duruyor ama 31 Aralık son gündü diye biliyorum. Belki de uzatmışlardır. 
Marmaris'ten döndüğüm gün başıma neler geldiğini şurada anlatmıştım. O gün akşam üzerine doğru artık iyice sinirim bozulmuş vaziyette işim bittiğinde sabahtan beri birşey yememiş olduğumu hatırladım. Eve yakın olan Buyaka AVM'ye gitmeye karar verdim. Hem yemek yer, Watsons'a, Gratis'e bakar, hem de marketten bomboş dolaba yiyecek birşeyler alırım diye. Ama yolda üstelikte Buyaka'ya çok az kalmışken, aklımda İnglot indirimi olduğundan kendime direnemedim, direksiyonu Optimum AVM'ye kırdım.
Bunlarda benim aldıklarım;


Bunlardan sonra bir de yemek yedim, alışveriş, üstüne yemek, eve gelip 1 saat şekerlemeden sonra günün yorgunluğunu ancak atmıştım üzerimden :) 
Sevgiler ♥♥♥