31 Ekim 2012 Çarşamba

Doa Kozmetik Hediye Çekilişi Sonucu

Doa Kozmetik hediye çekilişimiz sonuçlandı. Kazananlar firma tarafından belirlendi.
Lavanta Yağı, Lavanta Suyu ve Lavanta Sabunundan oluşan setimizi kazananlar;
Undenied
ve 
Zemheri
oldu.
Kazanan arkadaşlara hemen mail atıyorum.
Katılan herkese ve Doa Kozmetik'e teşekkür ediyorum.

28 Ekim 2012 Pazar

Bitenler #29

En son bitenler yazımı 19 Eylül'de yazmışım. 1 aydan fazla olmuş. Ara fazla olunca da biten ürünler de çok oldu.
Avon El Kremi ; Bu el kremlerini seviyorum, sanırım stokta 1-2 tane daha var.
Avon DrySkinSOS Vücut Kremi; Ehh işte. Benim vücudum kuru değildir, idare ettim ama Annem denedi ve beğenmedi :)
La Roche-Posay Effaclar K; Düzenli olarak kullandığım nadir ürünlerden ama hiç bir etkisini görmediğimi söylemeliyim. Yanaklarımın bazı yerlerini tahriş etmesi de diğer eksilerinin yanında artı bir eksi :) 
Golden Rose #211 Oje; Yazısı burada. Yazın ellerime, ayaklarıma aynı anda oje sürdüğüm için ojelerim çabucak bitiyordu, kış geldi, ayaklarıma nadir zamanlarda oje süreceğim için artık yavaş bitecekler :(
Egos Jöle; Şehir dışında yaşayan Abim bize geldikçe jölesi ile gelir, sonra da onları bırakır gider. Ben de o jöleleri balerin topuzu yaptığım günlerde sürerim, saçlarım fırlamasın, düzgün dursun diye :)
Otacı Güllü Su; Bazı günler akşam makyajımı temizledikten sonra yüzümü gülsuyu ile siliyorum, vücuduma da kullanıyorum, yağlanmaya meyilli sırtımı, dekolte bölgesini, bazen kollarımı bile gülsuyu ile siliyorum. Haftada 1 yapmaya çalışıyorum en azından bunu.
Avon Ayak Peelingi; Bir faydasını göremesem de her duşa girişimde kullandım yine de. 

Perricone MD Nutritive Cleanser; Vanilya Club kutusundan çıkmıştı. Genel olarak kokusundan şikayet edilen bir ürün. Bebek ürünleri gibi kokuyordu bence. Çok köpürmeyen bir ürün. Benim cildime göre değildi sanırım.

Dalan Olive Yoğun Bakım Kremi; Çok güzel kokmasının dışında artı hiçbir özelliği olmayan bir kremdi benim için. Ellerim için kullandım, çok kuru olmayan ellerimde bile bir nemlendirme etkisini görmedim. 


Clinique Clarifying Pudra / No:4; Yazısı şurada. 1 sene önce de nerede ise bitme aşamasındaymış, o kadar sevmiyordum ki ha gayret deyip zorla bitirdim.
Anew Rejuvenate 24 Saat Etkili Canlandırıcı Göz Kremi Gece/Gündüz SPF25; Hergün göz kremi kullanmıyorum, 2-3 günde bir, bazen haftada 1. Düzenli kullansam çok etkisini görürmüydüm bilmiyorum ama, sürdüğüm zaman gözlerimi yakan bir kremdi. Üstüne hemen makyaj yapmanız mümkün değil, 10-15 dakika ağlıyordum resmen.
Oh, Lola Parfüm Testerı; Hafif bir koku, bunu sevdim ama ben daha etkili, çarpıcı kokuları seviyorum. Vanilya Club kutusundan çıkmıştı.

Ohhh.... Ürün bitirmek bir dert, sonra da bitenler yazmak bir dert. Ne kadar uzun sürdü yazmam :)

26 Ekim 2012 Cuma

Cecile Oje #70

Cecile Ojeleri mi Carrefour'dan alıyorum. Açıkçası başka yerde standı var mı bilmiyorum ama Carrefour'da nerede ise bütün ürünlerinin olduğu standı var. Özellikle ojeleri ilgimi çekiyor ve gittikçe ilgimi çeken bir renk var ise alıyorum.
Bu da son aldıklarımdan biri;
Harika bir gül kurusu 
Ojenin sürümü kolay fakat berbat bir fırçası var, bir de berbat bir kokusu. 
Kaçıncı kullandığım Cecile oje, hepsinde aynı fırça sorunu var. Özellikle mi o fırçalarla üretiyorlar, bilemiyorum. Kokusuna dayanılıyor ama fırçası tam sabır zorlayan cinsten.

23 Ekim 2012 Salı

Gosh Duo Fibre Fırça

Gosh Duo Fibre Fırçayı şurada anlatmış ve ne için kullanabileceğimi bilmediğimi, fikir beklediğimi söylemiştim. Çeşitli denemeler yaptım, çeşitli ürünler sürdüm ve ne için kullanacağımı buldum. Hazır fırçamı da yıkamışken anlatmak istedim.
Fondöten sürdüm, pudra sürdüm fakat benim için en iyi kullanım alanının allık sürmek olduğuna karar verdim.
(Fırçanın ıslak bir sıçan gibi görünmesi yeni yıkandığındandır :D)
Allığı bolca, yoğun sürmeyi seviyorum aslında fakat her allıkta bu bol sürme pek sevimli durmuyor. Hafif, bulut gibi sürmeyi denedim ama pek becerili olamadım bu konuda.
 Olamamıştım yani, taa ki bu fırçaya kadar. İstesem de yoğun süremiyorum allığı, hafif bir uygulama sağlıyor bana. Uzun zamandır isteyipte başaramadığım birşey bu :) 
Aslında -üzerinde yazı olmayan- Avon'un açılı allık fırçası, onu da seviyorum. Ama istediğim gibi hafif bir uygulamayı onunla beceremiyorum. Essence'in allık fırçasını ise daha kullanmadım, şimdilik bakışıyoruz :)
Bu yüzden de şu kullandıklarım arasındaki en iyi allık fırçası Gosh Duo Fibre fırça diyebilirim. 

22 Ekim 2012 Pazartesi

Ahmet Ümit / Bab-ı Esrar

Görsel Vikitap'tan alınmıştır.

Arka Kapak

"Ahmet Ümit'ın son romanı, Bab-ı Esrar...Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için… Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti...
Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor.
Dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için.
..
Bab-ı Esrar tatilde okuduğumu söylediğim 3,5 kitaptan 3. olanı. Ablam okumadığını söyleyince hızlı hızlı okuyup bıraktıklarımdan. 
Aslında ilk olarak Ahmet Ümit kalmıştı bir Mevlana yazmayan dedim. Şu ara öyle populer ki tribünlere oynamak gibi Mevlana yazmak. Ama Ahmet Ümit sevdiğimden yine de kayıtsız kalamadım.
Kitabı Mevlana-Şems-i Tebrizi kitabı gibi değerlendirip beğenmeyenler olmuş. Fakat ben Ahmet Ümit kitabı okuyorum diye düşündüm, yani polisiye. Beklentim bu yönde olunca o kısıma takılmadım. Fantastik öğeler barındıran bir kitap, beni bu anlatımla arada sıksa da, bazı sayfaları atlamak istesem de -kendimi bulduğum bir kesit nedeni ile- severek okudum yine de. 
Kurgusu, aslında tam beklenen kişi ile ilgili bir sonu olmasına rağmen yine de şaşırtmacalı olduğundan merakla okuduğum bir kitap oldu. Ben sevdim, tavsiye ederim.

21 Ekim 2012 Pazar

Akyaka / Gökova

Sonunda Marmaris yazılarımın sonuncusuna geldik. Ben yeniden gidene kadar rahatsınız :)
Taşhan Park'ta yaptığımız kahvaltıyı şurada yazmıştım. Kahvaltıdan sonra da Akyaka'ya doğru çıktık.
Akyaka benim de ilk defa gittiğim bir yer. Fakat gidenlerin olumlu yorumları sonucu çok merak ettiğim bir yerdi. Sonunda gidebildiğime sevindim. 
(Akyaka ile bilgileri merak ediyorsanız şuradan okuyabilirsiniz.)
Akyaka Muğla / Gökova'da. Yeşille mavinin buluştuğu bir tabiat harikası. Muğla tipi evleri ile de Safranbolu'yu hatırlatan bir havası var.
Daha önce de bahsetmiştim, Marmaris'te genelde plajlar taşlı. Akyaka ince kumlu plajı ve harika denizi ile kalbimizi çaldı, aklımızı çeldi. Denizine bayıldık. Saatlerce hatta nerede ise hava karardığında hala denizdeydik. 
Şimdi paylaşacağım fotoları da ancak akşam olduğunda çekebildim.
Saat 8i geçmiş, hava kararmak üzere ama insanlar hala denizde. Bu denizden çıkasınız gelmiyor :) 

Kum görünce adını yazmayan bizden değildir :) 
Akyaka'da evler harika, Safranbolu'yu hatırlatıyor görünce. Muğla Evleri diye geçiyormuş bu mimari. 
O kadar sevdim ki, şimdiden dua ediyorum; İnşallah seneye de gitmek nasip olur. Amin. :)

20 Ekim 2012 Cumartesi

Taşhan Park'ta Kahvaltı / Marmaris

TaşhanPark Marmaris-Muğla Karayolu üzerinde tam net hatırlamasamda sanırım Çamlı girişine yakın. Yengemin ufaklıklar ile Hollanda'dan dönüşünden 1 gün sonra Abim kendini İstanbul'a attı, biz de Marmaris'te kadınlar ordusu olarak kaldık. Kadınlar ordusu öylesine söylenmedi, cidden ordu gibiydik. Nancy Hollanda'dan Annesi ile döndü. Ablam, Annem, Ben ve 3 tane de kız yeğen. 8 kişiyiz.
Çarşamba ablamın izin günü olduğundan bir yerlere gitmeye karar verildi. Bir yerlere gitmek demek Marmaris dışı sayılabilecek yerlere gitmek demek. 
Orası mı burası mı derken Akyaka'ya gitmeye karar verdik. Buna en çok sevinen ben oldum, çünkü yine daha önce görmediğim ve merak ettiğim bir yer. Nasıl gideriz, ne yaparız derken sabah TaşhanPark'ta kahvaltı yapıp oradan Akyaka'ya geçmeye karar verdik. Bu arada Abim 3. çocukta olunca arabayı değiştirmişti ve kalabalık ailemizi de düşünerek 7 koltuklu bir araba almıştı. 8 kişi ikisinin kucağa alınabilecek çocuklar olması sebebi ile gayet rahat yolculuk yaptık.
Bu arada TaşhanPark'a da ilk gidişim.
TaşhanPark kocaman bir yeşil alan içerisinde. Çok işlek bir karayolunun üzerinde olmasına rağmen büyük bahçesi nedeni ile kabalık ve trafikten etkilenilmiyor. Ve içinde kocaman yapay şelaler, dereler var. Terasta oturduk, açık hava ve burayı buharlı sistem ile soğutuyorlardı, çok sevdik :)
Serpme kahvaltı, en sevdiğim :) 


Kahvaltısını beğendik 
Bu ekmekler kahvaltı siparişinizi verdiğinizde yapılıyor; sıcacık, dumanı üzerinde geliyor. Ve çok lezzetliler 

İçinde çocuk parkı da mevcut.
Özetle, tavsiye ediyorum. Denedik, beğendik.

Çekilişim Var! Doa Kozmetik'ten 2 Kişiye Hediye

650 izleyiciye ulaşmamın şerefine Doa Kozmetik'ten 2 şanslı izleyicime hediyelerimiz olacak.
2 kişiye Lavanta Yağı, Lavanta Suyu ve Lavanta Sabunundan oluşan bir set hediye ediyoruz.
Lavanta bitkisi, ballıbabagiller familyasından Lavandula cinsini oluşturan Akdeniz kökenli bitki türlerinin ortak adına Lavanta denir. Atlas Okyanusu adalarından Akdeniz  ülkelerine ve Hindistana kadar uzanan geniş bir alanda yetişmektedir. Lavanta çalı görünümlü, toplu başak biçiminde mavi, morumsu ya da kırmızı çiçekler açan bitkilerdir. Lavanta, dağlarda, 1000-1800 m arasında yüksekliklerde yetişir.
Kurutularak dolaplara konan çiçekleri giysileri böceklerden korur. Batı Anadolunun makiliklerinde yetişen karabaş otu olarak adlandırılan lavanta çiçeklerinden tıbbi fayda sağlanır. Lavanta çiçekleri için süs bahçesi yetiştiriciliğinde kullanılır, ana kullanım alanlarında birisi esansiyel yağıdır, ayrıca Avrupa mutfağı yemeklerde kullanılır ve bir takım geleneksel tedavi metodları için lavanta ve lavanta yağından faydalanılır. Ayrıca tohumlarından çıkan lavanta suyu iyi bir cilt bakım toniğidir.

LAVANTA YAĞI
Lavanta yağı buhar distilasyon metoduyla elde edilir. Eterik uçucu bir yağdır, tüm eterik yağlarda olduğu gibi lavanta yağı da saf olarak kullanılmaz. Lavanta yağı genellikle çiçeklerden elde edilir. Lavanta esansiyel yağı , aynı zamanda, geleneksel parfümlerin yapımında kullanılmaktadır. 
KOZMETİK ÜRÜN DEĞİLDİR.
Çeşitli bakımlar için kullanılabilecek %100 saf ve ekstra kalitede yağdır.
LAVANTA SUYU
Lavanta çiçek ve tohumlarından destilie yoluyla elde edilen, saf lavanta suyu. Lavanta suyu uzak doğu ve Avrupalı kadınların bakımlarda kullandıkları suların başında gelmektedir. Lavanta özellikle ABD ve Fransız kadınları tarafından yapılan bakımlarda özel yer almaktadır. Naturel bakım kürleri içerisinde yer alan lavanta kürü için lavanta suyu vazgeçilmezdir.
Lavanta kürü için kullanımı yanında saf olarak cilt toniği olarak kullanılabilir. Geleneksel olarak özellikle sivilcelere karşı cilt toniği olarak kullanılır, sivilceler için lavanta kürü yüzyıllardır kullanılır.
Lavanta suyu saç bakımında da kullanılan bir sudur. Saç derisi üzerinde olumlu etkileri bilinmektedir. Tabi, bu bahsedilen etkiler yüzyıllardır süren kullanımlar sonucu ortaya çıkmış ve doğruluğuna inanılan etkilerdir, konu hakkında bilimsel çalışmalar çok kısıtlıdır. Bunun ilk nedeni, bu noktalarda yapılan çalışmalar genelde etken madde araştırmalarıdır ve yapılan çalışmalar yüzlerce etken madde içeren bu bitkisel ürünlerden ziyade iyi geldiği anlaşılan maddeler üzerine yoğunlaşılmasından kaynaklanmaktadır.
LAVANTA SABUNU
Lavanta yağı, lavanta tohumu ve çiçekleri içeren Lavanta sabunurahatlatıcı, ferahlatıcı, uyarıcı etkisi ve hoş kokusu cilde tazelik ve canlılık verir. Vücut kokularının giderilmesine yardımcı olur. 

Çekilişe katılmak için zorunlu şartlar;

Doa Kozmetik Facebook sayfasını beğenmek.
Doa Kozmetik Twitter sayfasını takip etmek
Blogumun izleyicisi olmak

Şartları yerine getirip mail adresinizi, facebook ve twitter takiplerinizdeki isimleri yorum olarak yazmanız gerekmektedir. Çekilişimiz 30 Ekim tarihinden sona erecektir.
Kargo değerli firmamıza aittir.

Herkese bol şans diliyorum.   

18 Ekim 2012 Perşembe

Sultanı Öldürmek / Ahmet Ümit

"Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?"
Sultanı Öldürmek bu satırlarla başlıyor. Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi bu. Şahane bir aşk için harcanmış bir ömrün hikâyesi... Serhazinlerin son temsilcisi Müştak Serhazin'in başından geçen dört günlük tuhaf bir serüven. Sapında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan mektup açacağıyla öldürülmüş bir tarih profesörü... Bir aşk cinayeti mi? Yoksa kökleri "Ulu Hakan"ın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin bir imparatorluğa dönüştüğü o zaferler ve ihanetlerle dolu günlere yapılan sıradışı bir yolculuk. Ve bu heyecan verici yolculuk boyunca kulaklardan eksik olmayan o kadim soru: Tarih, geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mı?
"...Ve Sultan Mehmed Han. Mehmed Han oğlu Murad Han oğlu Fatih Sultan Mehmed Han. İki karanın ve iki denizin hâkimi. Allah'ın yeryüzündeki gölgesi. Kostantiniyye'yi zapt eden padişah. Roma İmparatorluğu'nun doğal varisi, farklı dinlerden, farklı dillerden, farklı ırklardan yepyeni bir millet yaratma aşkıyla yanıp tutuşan kudretli hükümdar. Uçsuz bucaksız ovalarda at koşturan ordular. Kılıç sesleri, savaş naraları, korku çığlıkları. Ardı ardına düşen şehirler, ardı ardına yıkılan devletler, ardı ardına el değiştiren kaleler. Kırk dokuz yaşında dünyaya nam salmış bir hükümdar. Ve değişmez kader. Akşama kavuşan gün. Ecel şerbetini içen insan. Ve Fatih Sultan Mehmed'in şüpheli ölümü. Ve onun iki şehzadesi. İkiye bölünen saray, ikiye bölünen devlet, hiçbir şeyden haberi olmayan bir halk. Ve iki şehzadenin kanlı boğazlaşması sürerken saray odasında unutulan Fatih Sultan Mehmed Han'ın cansız bedeni..."
Ahmet Ümit, kusursuz bir kurguyla ele aldığı bu cinayet-aşk-tarih örgüsünde edebiyat okurlarının gözündeki ayrıcalıklı yerini bir kez daha sağlamlaştırıyor.
Bu kitap tatilde okuduğum 3,5 kitaptan biri. Kitap üzerine notlar almayı sevmediğimden, bir de plajda, şezlogda okuyup notlar alamadığımdan can alıcı çok nokta olsa da paylaşamıyorum. Ama şunu diyebilirim ki; Bir Ahmet Ümit klasiği, kalın bir kitap olmasına rağmen sıkılmadan, merakla, heyecanla, çabucak okunuyor. 
Türü polisiye ve sonu kesinlikle şaşırtmacalı. Katille ilgili hiçbir tahminim tutmadı yahu. Çok beğendiğim ve iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan.

17 Ekim 2012 Çarşamba

Mado / Marmaris

Marmaris Mado konum olarak sevdiğimiz bir yrde değil. Bu yüzden pek tercih ettiğimiz bir yer değil. Yat Limanına yakın ama yola çok yakın, dışarıda oturmak istediğimizde egzoz dumanı altında kalıyoruz. Marmaris gibi bir yere gitmişken -ya da deniz kenarında herhangi bir yere- manzaralı bir yer, denize yakın bir nokta tercih ediliyor.
Kahve Dünyası'na hatırı sayılır kez gidince, So Sweet'ten de umudumuzu kesince aklımıza Mado'ya gitmek geldi. Tabi bunda Abim'in Mado'nın dondurmalı makaronunu övmesininde payı vardı.
Dondurmalı makaron... Girer girmez hemen ortaya söyledik ve çok beğendik :)
Tatlı sevmeyen var mı? Bakarken benim bile canım çekti :)

15 Ekim 2012 Pazartesi

Superdrug Hindistan Cevizi & Tatlı Badem Yoğun Saç Kremi

Superdrug Hindistan Cevizi & Tatlı Badem Yoğun Saç Kremi'ni alma nedenim vaatleri idi. 
''Kuru ve yıpranmış saçlarınızı onarın ve nemlendirin. Yoğun saç kremi saçlarınızın gücüne, nemine parlaklığına katkıda bulunur ve dolaşma problemi olan saçı kolayca açılabilir yumuşaklığa getirir. Saçınızı kolayca taranabilir kılar, doğal ışıltılı bir parlaklık ve hoş bir koku verir''
Vaatleri çok hoş değil mi? Tam da benim saçlarım için bir ürün dedim ve aldım.
En son Marmaris tatilimde diğer kullandığım saç kremim yarım olunca yanıma bunu aldım -maalesef- Vaatlerini okudunuz. Benim saçımda o vaatlerden 1 konuda bile etki etmedi. Saçımın dolaşıklığını açmayı bırakın bu saç kremini kullandığımda saçlarım daha da dolaştı, sertleşti. ilk olarak Marmaris'te olduğumdan oranın sularından şüphe ettim çünkü Marmaris'in suları oldukça kireçli. Fakat İstanbul'a döndüğümde de aynı etkisizlik devam edince artık yazmanın vakti gelmiştir dedim. 
Oldukça yoğun kıvamlı bir ürün. Hoş olmayan da bir kokusu var. Sadece hindistancevizi olsa çok hoş olabilirdi ama tatlı badem ile acılaşan ve koku  problemi olanlar için tahammül sınırını zorlayabilecek seviyede bir koku. Gördüğünüz gibi, aman belki ben yanlış anlamışımdır biraz daha deneyeyim aman hemen yazmayayım derken krem de nerede ise dibine gelmiş, hala saçlarda o mucize gerçekleşmemiş.
Bu arada benim saçlarım sert, dalgalı, orta uzunlukta, gür, kalın telli ve boyalı. Saç tipleri aynı olanlar bu saç kreminden uzak durun derim.
Bu arada Watsons Ballı Saç Cilası ile karşılaştırmam gerekirse Watsons Saç Cilası kesinlikle SperDrug Saç Kreminden bir kaç kat daha iyi. 

14 Ekim 2012 Pazar

So Sweet Cafe / Marmaris

So Sweet Cafe Yat Limanı'nda... Bu seneye kadar sürekli gittiğimiz ve sevdiğimiz bir yerdi. Yat Limanı'nda çeşit çeşit tatlıları olan yanında kahve içebileceğiniz yer hiç yok gibi. Burada genelde restaurantlar ve barlar var. Yemekten sonra çıktığımız yürüyüşlerde ideal bir seçim oluyordu, tatlımızı yiyor kahvemizi içiyorduk burada. Gençlerin çok tercih ettiği, her zaman cıvıl cıvıl genelde de kalabalık bazen de yer bulması sorun da olabiliyor.
Bir de Yat Limanı'nda yüksek sesli müzik, kalabalık, gürültü olayı var. Bu yüzden de bu yaz Kahve Dünyası'da açılınca So Sweet'in pabucunu biraz dama attık.
Yine de dayanamadım bir kaç sefer gittim. Açıkçası servis kalitesinin düştüğünü gördüm. Mesela kaç senedir giderim, siparişinizi verdiğinizde masanıza So Sweet yazan kağıt servisler getirirler, bir masaya götürdülerse birine götürmediler, bazı şeyleri biz uyarınca getirdiler, orta şekerli kahve istedik şekersiz geldi v.s.

Manzaramız 

Bunu yemek için çatal getirmişlerdi.
Çok sevdiğim, manzarasını, tatlılarını sevdiğim bir yerde servis kalitesinin düşmesine çok üzüldüm. Umarım farkına varıp toparlamışlardır.

12 Ekim 2012 Cuma

Okudum; Bir Yaz Gülüşü / Iris Johansen

Tatil fotolarından arada bugünlere dönebiliyorum. Bu da son okuduklarımdan bir kitap.
Aslında şu anda başka bir kitap okuyorum, o biraz ağır gidiyor, arada beni yoruyor.  Aklım dağılsın diye kolay okunan, hafif bir kitap diye buna başlamıştım.
Çok genç olmasına rağmen Zilah Dabala'nın acı ve üzüntü veren bir geçmişi vardır. Her sorunu tek başına halledebileceğine inanmaktadır. Bir terörist grup tarafından rehine olarak kaçırılmış olmasına rağmen yardım almadan kurtulabileceğini düşünmektedir… Ama Daniel onu kurtarmaya kararlıdır. Kaçışları, ikisinin de daha önce bilmediği duyguları ateşler. Daniel Seifert dünya çapında yüksek riskli koruma görevleri yaparak hayatını tehlike ile iç içe yaşamaktadır. Ama bu sefer kurtarması gereken genç kadının fotoğrafına bakarken kader oyununu oynamaya başlamıştır. Kadının sıcak gülümsemesi, hayatı boyunca aradığı şeyi bulduğu hissini vermektedir. Fakat Daniel, Zilah'ın geçmişteki trajik sırrını öğrendiğinde, onu sonsuza dek kaybetmekten korkar. Ölümü birçok kez alt etmiş, karşısına çıkan zorluklarla başa çıkabilmiştir ama genç bir kadına aşkın iyileştirici gücünü öğretmeyi becerebilecek midir?
Doğrudan konuya giriyorum, ben bu kitabı sevmedim. Aslında arka kapak konusuna bakılırsa ilgi çekici bir kitap. Fakat konu iyi işlenmemiş. Herşey bir özet şeklinde gelişmiş gibi. 1 günde aşık olmalar, yakınlaşmalar v.s. v.s. Seven olabilir, bana göre değildi yalnızca.
Ha, sonuna kadar okumadım mı? Okudum elbette. Çok nefret ettiğim, beni aşırı zorlayan bir kitap olmadığı sürece kitapları bitirmeden rahat etmiyorum.
Yalnız, şimdi tekrar baktım da, kitabın kapağı ne kadar güzelmiş. Düğün davetiyesi gibi! :)

Okudum; Ölümüne Sadakat / Nora Roberts

Tatil postlarım devam ediyor. Daha önce bir kaç kez tatilde 3,5 kitap okuduğumu söylemiştim. Aslında Marmaris'e giderken yanıma kitap almadım, nasıl olsa kitap kurdu Ablam var ya! İyi de yapmışım, sayesinde çok güzel kitaplar okudum, ama biraz hızlı okudum. Çünkü Ablamın henüz okumadığı kitaplardı, benim okuyup orada bırakmam gerekiyordu. ışık hızı ile okudum :)
Gelelim ilk okuduğum kitaba;
Nora Roberts benim Ablam sayesinde tanıştığım, 7-8 belki daha fazla kitabını okuduğum bir yazar. Seversiniz, sevmezsiniz bilmem ama ben oldukça seviyorum çünkü çok kolay okunuyor. Heyecanlı... Tatilde de keyifle okudum.
Nora Roberts, Eve Dallas dizisinin dokuzuncu kitabı Ölümüne Sadakat ile seriye yepyeni bir soluk getiriyor. Roberts'ın gözüpek kadın kahramanı Eve Dallas, bu defa Cassandra isimli terörist grupla mücadele etmek zorunda kalıyor. Acımasız Cassandra şehrin tarihi yerlerinde bombalarını birer birer patlatırken, masum insanları kurtarmak ve olayı çözmek Eve Dallas ve ekibine düşüyor. Eve, içgüdüleri, yardımcısı Peabody ve yakışıklı kocası Roarke'ın da yardımıyla, canı pahasına bu gizem dolu dosyayı çözmek için zamanla yarışıyor. 
Balkonda, plajda, evde heryerde okudum tabii ki. 
Keyifle okunacak, içinde macera, aşk, polisiye konularını bulabileceğiniz bir kitap.
Daha önce şurada bahsettiğim Boncuk Koyu'nda enteresan bir olay oldu. Kitabımı okurken yanıma gelen bir kadın ''kitabınızı alabilir miyim 1 dakikalığına'' dedi. şaşkın şakın bakarken elindeki kitabı göstererek ''Bu kadar sakin bir koyda aynı yazarın kitabını okuyoruz da, fotoğrafını çekmek istedim'' dedi. Facebookta bir kitap kulüpleri varmış, orada paylaşacakmış.

11 Ekim 2012 Perşembe

Halil'in Yeri Burak Restaurant / Çamlı - Marmaris

Havuzlu Bahçe'ye ve sonrasında Boncuk Koyu'na gittikten sonra yine Abim'den bir fikir geldi, akşam yemeğimizi Halil'in yerinde yiyelim diye. Hopp!!! Balıklama atlayıverdik :) Çünkü sevdiğimiz ve yemeklerinin lezzetli olduğu bir mekandı ve ben uzun zamandır gitmemiştim.
Halil'in Yeri Çamlı'da. Salaş fakat yemekleri harika. Zaten müdavimi de oldukça fazla. Kahvaltısınında çok iyi olduğu söyleniyor fakat ben hiç kahvaltı için buraya gelme fırsatı yakalayamadım henüz. 
Solda-üstte ince yapraklı olan koruk otu... Nasıl lezzetli bir şey anlatamam, nefis bir zeytinyağı tadı ve otun kendisinden gelen ekşimsi tat... Şiddetle tavsiye ettiklerimden 
Kızartma Abim'in favorisi... ama gerçekten şahane. 
Trança balığı.... balık kültürü olmayan ben ismini ilk kez duyduğum bu balığı Gurme Abim sayesinde yedim veee bayıldım. Gördüğünüz yerde deneyiniz :)
Yemeğimizi de yedikten sonra bugün sabahtan akşama gezmenin yorgunluğu ile eve, yatağımıza attık hemen kendimizi :)

9 Ekim 2012 Salı

Boncuk Koyu / Gökova-Marmaris

Bir önceki yazımda Havuzlu Bahçe'yi anlatmıştım. Havuzlu Bahçe'de bir kaç saat kaldıktan sonra Abim sıkılıp hadi başka bir yere gidelim, yakınlarda Boncuk Koyu var, gidelim orada denize girelim deyince hepimiz itirazsız kabul ettik. Ben zaten itiraz edecek durumda değilim, körün istediği bir göz Allah verdi iki göz. Yeni ne kadar yer keşfedersem, öğrenirsem benim için o kadar iyi.
Boncuk Koyu'na yine Çamlı-Sedir Adası girişinden girip, Çınar, Halil'in Yeri, Sedir Adası, İncekum'un önünden geçip devam ederek ulaşılıyor. İlerledikçe yol daralıyor ama manzara şahaneleşiyor. 
Giderken Abim'den Boncuk Koyu'nun özelliğini de öğreniyoruz. Abim turizmci olduğundan zaten o bölgede bilmediği yer yok. Anlayacağınız rehberimizle geziyoruz.
Boncuk Koyu herhangi bir yapılaşma bulunmayan, doğallığı korunan ve bir içinde bir camping alanı bulunan bir koy. Bu Koyun koruma altında olmasının önemli bir nedeni var. Sendbar cinsi köpekbalıklarının yavrulama bölgesi, bu köpek balıkları yavrulamak için ''çok özel yerleri'' seçermiş ve dünyada sadece 2 yerde yavrularmış. Biri Güney Amerika diğeri de Boncuk Koyu.
Daha fazla bilgi ve biraz daha fotoğraf görmek isterseniz, yukarıdaki bilgilerin bazılarını da aldığım siteye bakabilirsiniz
Çok sakin, sessiz ve denizi de harika 
Denizi harika mı demiştim, hayır muhteşem. Ilık ve dalgalı ama çıkasımız gelmedi içinden :)  
Boncuk Koyu'nda gün batımı
Geri dönme vakti geldiğinde denizinin tadı damağımızda kalarak ayrıldık.
Bir daha ne zaman giderim bilmiyorum, o kadar çok görmediğim görmek istediğim yer var ki o bölgede. Ama Boncuk Koyu mutlaka tekrar gidilecek yerler arasında.

5 Ekim 2012 Cuma

Vanilya Club Ekim Ayı Kutusu


Allessandro'dan 2 adet oje var bu ayki kutuda, bir mıknatıslı ojelerden. Mıktanıslı ojenin aparatı falan farklı, daha denemedim ama.  L'Occitane El Kremi, Kenzo Madly parfüm testerı ve Betty Boop oje temizleyici mendil var. 
Bazı ayların kutularında hayal kırıklığına uğrasakta bir sonraki ayın kutusunu acaba içinden ne çıkacak diye merak ediyoruz, heyecanla bekliyoruz.
Siz de Vanilya Club üyesi olmak isterseniz burdan alalım 

*** Ürünler denemem için Vanilya Club tarafından gönderilmiş olup, tamamen kişisel görüşlerim eşliğinde sizinle paylaşılmıştır. Vanilya Club yetkililerine bu gönderi için teşekkür ederim.

Flormar Supershine Oje #28 & Flormar Supershine Oje #41

Flormar Supershine 28 nolu oje üstüne Flormar Supershine 41 nolu oje ile baskı yöntemi ile desen yaptım. 
Nar çiçeği ile sarı uyumunu sevdim :)