22 Temmuz 2012 Pazar

Okudum; Dertler Şarabı Sever / Kim Gruenenfelder

Arka Kapak

Cazibeli, sivri zekâlı Charlie Edwards ve onun tecrübeyle sabitlenmiş ibret verici aşk güncesi, bu eğlenceli ve cesur kitapla geri dönüyor. 

Charlie’nin her şeyi vardır: En gözde mahallelerden birinde bir ev, hiçbir koşulda desteklerini esirgemeyen müthiş dostlar ve Hollywood’un en çekici yıldızı Drew Stanton’un kişisel asistanlığı işi… Hepsinin ötesinde, yeni sevgilisi seksi ve romantik fotoğrafçı Jordan… Ama işler Drew’ün akla hayale sığmayan çılgınlıklarıyla, alışılmadık ailesinin gelişiyle ve en önemlisi de Jordan’ın iş için iki aylığına Paris’e gitmesiyle karışacaktır. Charlie, Jordan’ı beklemekle, Drew’ün yeni filminin seksi yapımcısı Liam’a karşı yakıcı duygular beslemek arasında gidip gelmeye başlar. 

Yazar:Kim Gruenenfelder
Çevirmen:Mehtap Gün Ayral

Sayfa Sayısı: 340
Dili: Türkçe
Yayınevi: Sonsuz Kitap
Fazla bir şey beklemeden, eğlenceli, kolay okunacak kitapları seviyorsanız, tam size göre. Zaman zaman kitaplardan bunalıp sadece bu tarz kitaplar okuyorum iyi geliyor.
Bu kitap eğlenceli, zaman zaman kahkahalar attıran, Hollywood'a özgü aşk maceralarını anlatan bir kitap.
Kahramanımız Charlie Hollywood’un en çekici yıldızı Drew Stanton’un kişisel asistanlığını yapmaktadır ve aynı zamanda doğmamış torunlarına taktiklerle dolu bir kitap yazmaktadır.  Bu taktikler gerçekten çok eğlenceli.
***Bir erkeğin telefonunuza gönderdiği bir mesajı, ya da elektronik postasını defalarca okumayın, sesli mesajını üst üste dinleyip durmayın. Söylediklerinin ardında gizli anlamlar bulmak için didinmeyin ya da arkadaşlarınızı arayıp ''aslında ne demek istediğini'' sormayın. O sadece bir mesaj, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu değil, üzerinde saatlerce çalışmanız gerekmiyor 
***Birinin evine habersiz gidiyorsan,en azından bes dakika önce telefon et ki ev sahibine oradan oraya koşuşturarak etrafı toplamak ve bulaşıkları lavobaya atmak icin dört dakika kalsın, bir dakikayi da senin ölüm şeklini tasarlayarak geçirebilsin
***Telefonun başında bekleme
***Yaptığı hiçbirşeyden pişmanlık duymadığını, çünkü yaptıklarının onu bugüne getiren şeyler olduğunu söyleyen bir kadın ya yalancıdır ya da hayalperesttir.
***Aç değilsen hiçbir zaman yemek yeme.
Bir de Charlie'nin arkadaşları ile dialogları var ki onlarda çok eğlenceli. Sonu tam olarak umduğum gibi değildi ama yine de kolay okunabilir, eğlenceli bir kitap isterseniz bir şans verebilirsiniz.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Vanilya Club Temmuz Kutusu

Aslında kutu neredeyse ayın ilk günlerinde bana ulaştı ama ben tatil hazırlıkları v.s. derken ancak yazabiliyorum.


Az ama öz ürünler vardı ama sanki kalitede bir düşüş var gibi.   Önceden kutunun içinden çıkan ürün tanıtımlarının olduğu, fiyatlarının falan yazdığı kart ve ürünleri koruması için kutuya konulan kurdele gibi siyah kağıtlar 2 aydır yok.
İşte bu ay ki kutudan çıkanlar; 
Calvin Klein Beauty Bayan Parfümü; Hafif bir koku ve bilyeli şişesi çok hoşuma gitti :) 
Perricone MD Nutritive Cleanser ; Cildi kurutmadan günlük kalıntıları temizler, daha parlak, pürüzsüz ve ışık saçan bir cilt yüzeyinin oluşmasını sağlar. Cildi besler ve arındırır. 
Rubis Sweezer Cımbız; İdeal gerginlik, yüksek denge ve doğru ergonomik form ile pratik uygulama
 Keşke bana da renklilerinden gelseydi :(
Alessandro 1 minute pedicure complete - 1 dakikada pedikür 
Calvin Klein Beauty Makyaj Çantası; İşte bu çantaya bayıldım, hemen de kullanmaya başladım.
Vanilya Club hakkında bilgi için buradan
Üye olmak için buradan

*** Ürünler denemem için Vanilya Club tarafından gönderilmiş olup, tamamen kişisel görüşlerim eşliğinde sizinle paylaşılmıştır. Vanilya Club yetkililerine bu gönderi için teşekkür ederim.

6 Temmuz 2012 Cuma

Nail Artlar #2

Şurada nail artları çok sevdiğimi söylemiştim, sık sıkta uygulamalar yapmaya çalışırım. Bunlar da en son uygulamalar;
Flormar 424 üzerine Flormar Sarı Çatlayan Oje 

Golden Rose 211 ojenin üzerine mavi-sarı renk ojelerle nazar boncuğu uygulaması.
Tırnak etlerim son zamanlarda ellerimin aşırı derece de suya girmesi durumundan coşmuştu. Biraz uğraştım, toparladım. Bahtiyarım :)

5 Temmuz 2012 Perşembe

Okudum; Ambrosia Laneti / M.R. Yalçınkaya

Bu aralar çok yavaş okuyorum arkadaşlar. Elimde çok kitabım var, ama sayfa sayfa ancak okuyabiliyorum. Bu kitabı da okuyalı epey oldu, üstüne bir kitap daha bitirdim hatta. Ancak paylaşabiliyorum.

Arka Kapak


Yenilenme süreci tamamlandığında biyolojik faaliyetleri ve kemik yapısı Rupert'ın yirmi altı yaşında olduğunu gösteriyordu. O çelimsiz, iki büklüm zavallı ihtiyar, çelik gibi bir delikanlıya dönüşmüştü. Tanrı dokunmuş gibiydi. Boyu dokuz santim daha uzamıştı. Bağ dokusundaki sertleşme bambaşka bir çehreye kavuşturmuştu onu. Kulakları yüzde on daha küçülmüş, göz ve çene altındaki torbalar kaybolmuş, sarkık kasları sertleşmiş, gevşek derisi gerilmiş, yüzünde ve bedeninde tek bir kırışıklık kalmamıştı.



Geçici yönetim, dünya nüfusunun 750 milyon olduğunu duyurmuştu. Hayatta kalanların sayısı bazı ülkelerde 100 binin altındaydı. Kimi metropollerin nüfusu 10 bini bile bulmuyordu.

Ambrosia Laneti, bilim kurgu türünde bir kitap. Aslında bilim kurgu sevmem ya da okumayı pek denemedim diyelim. Türkiye'de de pek bilim kurgu yazan yok diye biliyorum. Yazarının kardeşimin arkadaşı olması dolayısı ile okumasam olmazdı. (Bir şansı haketti diyecektim ama, kitaba dolayısı ile yazara saygı, emek verilmiş sonuçta, her kitap saygıyı hakeder, haketmeli)
Yazarın ilk kitabı. Kurgu güzel. Öykü 2028 yılında başlıyor ve ana karakterimiz bir bilim adamı olan Can Umar. Çağın ölümcül bir hastalığına çare bulmaya çalışırken ölümsüzlüğün ilacını bulan bir grup bilim adamı ve bu ilacı kendi çıkarları için kullanmak isteyen ''dost görünümlü'' Üniversium. Ölümsüzlük İlacı sonrasında dünyada oluşan kaos. 
Bilim Kurgu pek tercih etmediğimden okuduğum dönem kafamın çok meşgul olduğu, stresli bir dönem olduğundan yavaş yavaş okuyabildim. Ama mesela bu tarz kitaplar okumayı seven kardeşim bir çırpıda bitirdi kitabı. 
Yani demem o ki, eğer bilim kurgu seviyorsanız okuyunuz, okutturunuz :)

3 Temmuz 2012 Salı

Zeytinli Kek (Ya da Zeytinli Ekmek)

Geçtiğimiz hafta misafirlerimiz vardı. Annem ile erkenden kalkıp hazırlıklara başladık. Ben ilk olarak Sevgili Sevalce Lezzetler'in blogunda gördüğüm Zeytinli Kek / Ekmek'i yaptım.
Aslında başka çok güzel şeyler yaptık ama misafirlerimiz beklediğimiz saatten 1,5 - 2 saat önce gelince hazırlıksız yakalandık ve koşturmaktan fotoğrafta çekemedim. 
Benim geleneksel misafir karşılama serenomim, çikolatasız misafir karşılamam :)
Aslında tarifte dikdörtgen kek kalıbı kullanılmıştı, o biraz üstlerdeydi aramaya üşendim. Yuvarlak kalıba yapıverdim. 

Ben normal / elektrikli / mini fırında yaptım. Tarifte beyaz ve tahıllı un birlikte kullanılmış, ben sadece tahıllı un kullanarak yaptım, bunun haricinde tarife birebir uydum, zamanlarda dahil. Ekmeciklerimin içi biraz yumuşak oldu. Ama büyük bir sorun değil, gerçekten çok lezzetli idi. Hani farkedilecek, olmamış denecek gibi değildi. Normalde de böyle mi oluyor bilmiyorum ama keşke 5 dakika fazladan tutsaydım dedim, bir dahakine öyle yapacağım. Ve fesleğen ile kekik ekleyeceğim.