20 Nisan 2012 Cuma

Ahmet Ümit / Şeytan Ayrıntıda Gizlidir

Uzun zamandır kitap yazısı yazmamam kitap okumadığım anlamına gelmiyor. Maalesef ki az / yavaş okuyorum, o ayrı :(
Kitap Hakkında:
"Şeytan Ayrıntıda Gizlidir", gündelik hayatın hemen her alanında olup biten, hayatın hızlı temposu içinde baktığımız halde görmediğimiz, yaşanan ve yaşanması muhtemel cinayetleri öyküleştiriyor. Usta edebiyatçı Vedat Günyol’un "Türkçe tutkunu, Türkçe vurgunu" olarak nitelediği Ahmet Ümit’in duru bir dil ve akıcı üslupla kaleme aldığı bu bir solukta okunan öykülerde Başkomiser Nevzat ve yardımcısı Ali, bir yandan görevlerini yerine getirip cinayetleri çözerken diğer yandan da yazarın hınzır emellerine alet oluyor (!).
"Şeytan Ayrıntıda Gizlidir"de, Türkiye’nin en ünlü türkücüsü cinayet suçlamasıyla karşı karşıya kalıyor örneğin. Üstelik bu kez, adamlarından biri üstlenmiyor suçu; türkücü, yakayı ele verdiğinde, göğsünü gere gere itiraf ediyor. 1999 yılında on binlerce kişinin canından olduğu Marmara depremini "orgazmik bir heyecan"la karşılayan ünlü bir deprem profesörü, o dönemde bilimsel kimliğinin kaldırmayacağı kadar alaycı açıklamalarıyla pek çok kişide öfke uyandırmıştı. Ahmet Ümit, sessiz yığınlar adına yazarlığını konuşturup, sözü geçen bilim adamının kendini beğenmiş, elitist tutumundan da intikam alıyor. Kanal kanal gezip "dalgasını geçen" profesör, bir TV programı sırasında "haz"dan ölüyor.
Ahmet Ümit, kendi iktidarını kullanıp herkesle alay edercesine yaşayan, okurun kolayca teşhis edebileceği medyatik tipleri eleştiri süzgecinden geçirirken, bir başka noktada daha cesaret çizgisini aşıyor. Türkiye’nin tabularından biri olduğu için sinema, tiyatro vb. sanat dallarında olumsuz örneğini göremediğimiz meslek dallarından suçlular da öykü kahramanı olarak boy gösteriyor "Şeytan Ayrıntıda Gizlidir"deki öykülerde: uyuşturucu işine bulaşmış bir polis, bir jinekolog, albay eşini aldatan öğretmen, arazi mafyasının orman yakmasına öfke duyan avcılar vb. 
Tabu olması bir yana, toplum içinde saygınlığı tartışmasız meslek dallarına mensup suçlu kahramanlarına karşı acımasız davranmıyor Ahmet Ümit. Yazarın romanlarından alışık olduğumuz, suç kadar suçluyu, onu eyleme iten nedenleri anlamaya ve okurla paylaşmaya dönük tutumu, "Şeytan Ayrıntıda Gizlidir"deki öykülerinde de sürüyor. Örneğin, suçlu jinekoloğun işlediği cinayette, işine yabancılaşmanın nasıl bir rol oynayabileceğini bir çırpıda hatırlatıveriyor.
Fethi Naci’nin deyişiyle "Ahmet Ümit’in sürükleyici bir anlatımı var" ve "Şeytan Ayrıntıda Gizlidir"deki kısa öyküler, hiç de bu akıcılığa kurban gitmiyor. Her biri ayrı bir lezzet taşıyan öyküler sona erdiğinde okur yüzünde beliren tebessüm de bunun en güzel kanıtı.

Ahmet Ümit'i çok severim. Özellikle İstanbul Hatırası hem yazarın en sevdiğim kitapları arasındadır hem de bugüne kadar en sevdiğim kitaplar arasında ilk 10a girer. Bu kitabı da açıkçası İstanbul Hatırası hevesiyle aldım. Ama hayal kırıklığına uğradım. Kanıt dizisi var ya, onun gibi, dizi gibi yani, çeşitli hikayelerden oluşuyor. Dili anlatımı çok güzel olsa da neticede bir İstanbul Hatırası değil :)

4 yorum:

  1. bitirdiğine göre kitabı sıra bende =)

    YanıtlaSil
  2. Okumadım biliyomusun? ayrı hikayelerden oluşması daha iyi aslında, okurken sıkmayabilir.

    YanıtlaSil
  3. Değerli bir yazardır :) tüm kitapları tavsiyemdir :))

    YanıtlaSil
  4. Demet'çim, gel istediğini al canım :)

    Aslı'm, sen okumadıysan vardır bildiğin kitap kurdum :) İstanbul Hatırası süperdi Aslı'm, onu aradım hep, bulamadım :(

    Bolat, ben de severim de, bunda başka şeyler aradım sanırım :)

    YanıtlaSil

Yorum bıraktığınız için çok teşekkür ederim.
(Yorumlarınıza lütfen link eklemeyin, yorumlarınıza link eklediğinizde yayınlanmayacaktır. GFC hesaplarınıza bloglarınızı eklerseniz isminize tıkladığımızda bloglarınıza ulaşabiliyoruz.)